Admit It and Change Everything
Define and narrow me, you starve yourself of yourself.
Nail me down in a box of cold words, that box is your coffin.
I do not know who I am.
I am in astounded lucid confusion.
I am not a Christian, I am not a Jew, I am not a Zoroastrian,
And I am not even a Muslim.
I do not belong to the land, or to any known or unknown sea.
Nature cannot own or claim me, nor can heaven,
Nor can India, China, Bulgaria,
My birthplace is placelessness,
My sign to have and give no sign.
you say you see my mouth, ears, nose--they are not mine.
I am the life of life.
I am that cat, this stone, no one.
I have thrown duality away like an old dishrag,
I see and know all times and worlds,
As one, one, always one.
So what do I have to do to get you to admit who is speaking?
Admit it and change everything!
This is your own voice echoing off the walls of God.
(Rumi, 1207 - 1273 AD)
12 Eylül 2009 Cumartesi
10 Eylül 2009 Perşembe
Felekten bir gun...
Oyle derler ya, Felek kim Turkcem yetersiz kaliyor ama gecirdigim gune uyuyor diye yazdim. Tanri'dan hediye bir baska gun daha yasandi ve bir degisme olmazsa da birazdan sona erecek. Bir yerlerde yazmis olabilirim. Rishikesh'te yasadigim surece cok onemli bir konuyu pratik etme sansim olmustu. Yapan ben degilim. Aylar boyunca hicbir planim ve hicbir isim olmadan yasadigim Rishikesh'te her gunum ayri ve hergunum kendimi tanima yolunda cok onemli olaylarla dolu gecmisti. Ve orada ogrenmistim kendimi O'nun ellerine birakmayi. Aslinda hep O'nun elinde oldugumu. Kendi basima hicbir seyi yapamdigimi. Istanbul'da bunu her daim yapmak guc oluyor. Cunku o kadar kosturmaca, telas ve etraftaki herkeste stres var ki, an meselesi kendini kaptirivermek. Cogu zaman basarsam da bazen benim de damarim tutuveriyor. Bir seyin cevabini beklemek zor gelip otuz kez aradigim oluyor mesela.
Bugun Mira'yi okula biraktim. Saat 11.30 da bir randevum vardi. Bendeki bazi esyalari birine teslim etmem gerekiyordu ve o saat icin randevulasmistik. Yola ciktim, sonra birden hep gittigim yolu karistirip kendimi Avrupa yakasina gecerken buldum. Koprunun ustunden tabi arkadasima telefon actim. Bana gayet rahat ben simdi noterdeyim dedi. E ne zaman doneceksin dedim. Ogleden sonra 2.30 dan sonra diye cevap verdi. Bu arkadasimin herzamanki haliydi. Ben saftim. Ama degisik bir sey oldu, randevulasma ve saatler konusunda son derece dakik ve titiz olan ben, hic kizginlik hissetmedim icimde. Koprunun ustunde karsida oturan kuzinimi aradim. Toplantidaymis yarim saat daha surecekmis. Iyi ben senin evine gider beklerim dedim.
Onceki gun bana soylemisti, kendisinde ozel bir misafir vardi. Ama evde olmasi beklenmiyordu, sabah cikmasi gerekiyordu. Bu misafir gurular gurusu diye bilinen Sih Yogi Bhajan'in ogrencisiydi. San Diego'dan gelmisti egitim vermek icin. Ben kuzinin evine gittigimde kendisi evdeydi. Hic duraksamadan odasina gittim. Biraz once olmasi gereken plan benim yaptigim bir yanlisla tamamen altust oldu ve ben kendimi burda buldum. Sizinle tanismak icin boyle oldugunu simdi anliyorum dedim. Kuzinim beni yanlis anladigi icin (malum Merkur geriledi diye kimse kimseyi anlamiyor artik :) ben evde degilim diye o da bulundugu yerde kalmaya devam etmis. Ben o evde 2 saat gecirdim. Varlik, 60 yasini coktan gecmis, kafasini kendi geleneklerinde baglamis, gozleri cipil cipil ve Askla bakan bu kadin vasitasiyla geldi sardi sarmaladi. 1.5 saat oturtturdu beni bir koltuk tepesinde. Eve ilk girdigimde yerimde duramaz haldeydim. Sonra inanilmaz bir meditasyon hali, sonrasinda ise Hiclik, ve hafif cokmus omuzlar. Sonrasinda gun olmasi gerektigi gibi devam etti. Bugun farkli birsey vardi, yerinde duramayan, husu icinde oturan, coken kisi Ben degildim. Gun boyunca butun bu hareketler yasanmis ve Ben hep disinda seyircisi kalmistim. Aksam esim bugun sende birsey var dedi. Seviyorum onun gozlerini O'nun gozlerini :)
Sukur bu hediye gune....
Bugun Mira'yi okula biraktim. Saat 11.30 da bir randevum vardi. Bendeki bazi esyalari birine teslim etmem gerekiyordu ve o saat icin randevulasmistik. Yola ciktim, sonra birden hep gittigim yolu karistirip kendimi Avrupa yakasina gecerken buldum. Koprunun ustunden tabi arkadasima telefon actim. Bana gayet rahat ben simdi noterdeyim dedi. E ne zaman doneceksin dedim. Ogleden sonra 2.30 dan sonra diye cevap verdi. Bu arkadasimin herzamanki haliydi. Ben saftim. Ama degisik bir sey oldu, randevulasma ve saatler konusunda son derece dakik ve titiz olan ben, hic kizginlik hissetmedim icimde. Koprunun ustunde karsida oturan kuzinimi aradim. Toplantidaymis yarim saat daha surecekmis. Iyi ben senin evine gider beklerim dedim.
Onceki gun bana soylemisti, kendisinde ozel bir misafir vardi. Ama evde olmasi beklenmiyordu, sabah cikmasi gerekiyordu. Bu misafir gurular gurusu diye bilinen Sih Yogi Bhajan'in ogrencisiydi. San Diego'dan gelmisti egitim vermek icin. Ben kuzinin evine gittigimde kendisi evdeydi. Hic duraksamadan odasina gittim. Biraz once olmasi gereken plan benim yaptigim bir yanlisla tamamen altust oldu ve ben kendimi burda buldum. Sizinle tanismak icin boyle oldugunu simdi anliyorum dedim. Kuzinim beni yanlis anladigi icin (malum Merkur geriledi diye kimse kimseyi anlamiyor artik :) ben evde degilim diye o da bulundugu yerde kalmaya devam etmis. Ben o evde 2 saat gecirdim. Varlik, 60 yasini coktan gecmis, kafasini kendi geleneklerinde baglamis, gozleri cipil cipil ve Askla bakan bu kadin vasitasiyla geldi sardi sarmaladi. 1.5 saat oturtturdu beni bir koltuk tepesinde. Eve ilk girdigimde yerimde duramaz haldeydim. Sonra inanilmaz bir meditasyon hali, sonrasinda ise Hiclik, ve hafif cokmus omuzlar. Sonrasinda gun olmasi gerektigi gibi devam etti. Bugun farkli birsey vardi, yerinde duramayan, husu icinde oturan, coken kisi Ben degildim. Gun boyunca butun bu hareketler yasanmis ve Ben hep disinda seyircisi kalmistim. Aksam esim bugun sende birsey var dedi. Seviyorum onun gozlerini O'nun gozlerini :)
Sukur bu hediye gune....
8 Eylül 2009 Salı
Tarihler
Eylul ayinda tarihlere boguldum. Hicbir tarihi bu kadar cok gorup anlamlandirma isine girmemistim. Bugun 6 Eylul soyle, 8 Eylul Gurudev'in dogumgunu. 20 sinde tatil, 26 sinda dugun, biz 27 sinde donuyoruz. 29 unda Mercur'un gerilemesi bitiyordu galiba. 28 inde kayit yaptiracagim. Mercur'u dusunursem 30u hatta 1 i gibi yaptiririm. 3-4 Ekimde de Heavensletter yazma semineri varmis. Git diyor icimde biryerler. Bakalim kim kazanacak? Derken Kanada mulakata cagrilma tarihi ile gelen tarihler. 21 Ekimde mulakat, 2 ay suruyor sonrasi dedi biri. Iki ay sonra Aralik. Dun 7 Eylul'du. Insanin her 7 senede bir hayati donuyor diye inanan kesimdenim ben. Hucrelerin olumuyle yeni dogum, hersey yeni... Biz 7 Subat 2002 de tanismistik esimle. Bu Subat'ta tam 8 sene olacak. Dun gulerek dedim ki nasil sevdim ben seni 8 sene. Dusununce cok uzun geldi herbir duyu organima. Sonra durdum, sakindim ya. Gordum. Aslinda demistim ki beni nasil sevdin 8 sene. Ben kim birinin beni sevmesi kim. Bu dunyaya digerlerinden sevgi almayi ogrenmek icin geldigim oyle bir tasdiklendi ki artik, goruyorum surekli. Ama hala kapilari soyle sonuna kadar acip da GEL diyemiyorum. Kimler sevmedi ki beni. Azizler, gurular, Pirler. Ama ben hala inanamama potansiyeline sahibim. Zor ben olmak. Direnise bak. Okyanus gelmis kapinda durmus, sen hala ben nasil sevilirim diye sorabiliyorsun. Ki nitekim Tanri duzenini oyle bir kurmus ki sen neye inanirsan bu dunya onu sana veriyor. Ben dun beni nasil 8 sene sevdin ki dedigim beni ne kadar cok sevdigini anlatabilmem mumkun olmayan esim sabah, seni sevmiyorum ben. Senin neyini seveyim, ben senin icindekini seviyorum dedi. Bu sefer toplam 5 dakika kendimi kaybettim. Sonra uyandim. Sevindim uyandigima. Soyledim kendime bu oyunu oynamayacagimi. Sonra da sevgili esime. Ondan ne ses ne cevap gelir bilemem. Ama ben gunumun geri kalanini huzur icinde geciriyorum. Huzur. Bugun Gurudev'in dogumgunu. Bugunu baska turlu gecirmem mumkundu. Ben Gurudev'in dogmasini tercih ettim. Simdi O'nu kucaklamis oturuyorum. Huzurla.
24 Ağustos 2009 Pazartesi
Kontrol
Hep kirita kirita soyledigim seyi simdi aldim, actigim kalbimin dibinden cikardim. Masanin uzerine koydum ve bakiyorum. Sinirlendigimde ofkemi kontrol edemiyorum. Her gecen gun daha da iyiye gitsem de hala temizlenemedim bu konuda.
Bir de etrafimdaki herseyi kontrol ederim. Herkesin duygularini, dusuncelerini. Kendilerinin bile bilmedigi dusunce ve duygulardan onlari ve kendimi sakinirim. Dun bir flas patladi. Bugune kadar yaptigim butun disari etkenleri kontrol etme isini sirf kendimi kontrol edemedigim icin yapmis oldugumu gordum.
Oysa ne de buyuk bir enerji kaybiydi. Etrafimda yirmi kisi varsa, bunlarin tamamini belli mesafede, zararsiz bir durumda tutmayi basarabilmek. Bunu basaracak kadar enerjim varsa, kendime sozum daha kolay gecer diye hissediyorum. Zira Ben ve Uma tanisiklar bir suredir. Uma'nin iyi niyetine inaniriM. Degisim Ben de baslamasa Uma'nin bundan haberdar olmasi mumkun olmazdi bile. Uma bunlari Ben'siz bilemezdi zaten.
O halde isin cogu bitmis azi kalmis. BEN zaten Uma'yi haberdar etmisiM yolun ne yone gittiginden. Once ve sadece kendini kontrol et! Bunu da nefesini kontrol ederek yapabilirsin ancak...
:))) simdi bu son satiri yazdim ve bir ic cektim hani bebekler gibi istemsizce, yazdiklarim bir kere daha onaylandi :)
Bir de etrafimdaki herseyi kontrol ederim. Herkesin duygularini, dusuncelerini. Kendilerinin bile bilmedigi dusunce ve duygulardan onlari ve kendimi sakinirim. Dun bir flas patladi. Bugune kadar yaptigim butun disari etkenleri kontrol etme isini sirf kendimi kontrol edemedigim icin yapmis oldugumu gordum.
Oysa ne de buyuk bir enerji kaybiydi. Etrafimda yirmi kisi varsa, bunlarin tamamini belli mesafede, zararsiz bir durumda tutmayi basarabilmek. Bunu basaracak kadar enerjim varsa, kendime sozum daha kolay gecer diye hissediyorum. Zira Ben ve Uma tanisiklar bir suredir. Uma'nin iyi niyetine inaniriM. Degisim Ben de baslamasa Uma'nin bundan haberdar olmasi mumkun olmazdi bile. Uma bunlari Ben'siz bilemezdi zaten.
O halde isin cogu bitmis azi kalmis. BEN zaten Uma'yi haberdar etmisiM yolun ne yone gittiginden. Once ve sadece kendini kontrol et! Bunu da nefesini kontrol ederek yapabilirsin ancak...
:))) simdi bu son satiri yazdim ve bir ic cektim hani bebekler gibi istemsizce, yazdiklarim bir kere daha onaylandi :)
14 Ağustos 2009 Cuma
Barbunya
Bir kilo barbunya aldim. Onume koydum torbayla, kevgiri de onun onune. Ici dolu barbunyalari actim, kabuklarini kevgirle torba arasina attim. 3 dakika sonra ilerideki kevgire barbunyalari koyacagim diye belim agrimisti. Sonra kevgiri onume cektim, belimin agrisi gecti.
Her zaman hep ayni seyi yapiyor, oysa ben nasil abartiyorum. Aci degisim icin sarttir. Dogru olmayan yerde ince ayar gerektirir aci. Duzeltir devam edersin, kalbindeki huzur barbunyalara gecer ordan kizina ordana kocana. Misafir gelse onlar da nasiplense...
Her zaman hep ayni seyi yapiyor, oysa ben nasil abartiyorum. Aci degisim icin sarttir. Dogru olmayan yerde ince ayar gerektirir aci. Duzeltir devam edersin, kalbindeki huzur barbunyalara gecer ordan kizina ordana kocana. Misafir gelse onlar da nasiplense...
10 Ağustos 2009 Pazartesi
Yine buldum Seni :)
Mind is your tool. When emotions arise, separate them, study them, analyse them - but do not identify yourself with them. Master your impulses, emotions and moods. Rise from the position of slave to that of a spiritual king.
Give your full mind to God. Only then will you have realisation. Even if one ray of the mind runs outside, it is impossible to attain God- consciousness. You cannot enjoy peace of mind, you cannot practise meditation, if there is tossing of the mind. Destroy mundane desires through dispassion and surrender to the Lord.
-Gurudev Swami Sivananda
Parmaklarimin ucunda olan, kalbimden tasmis kelimeler aklimda ucusurken Gurudev'in gunluk metinlerinden okurken karsima cikti yine yazacaklarim. Yazmam gerektigini anladim.
Bir vucut acisiyla uyandim gectigimiz haftalardan birinde. Ve anladim ki ben cok cok cok uzun zamandir bu bedende degilmisim, daha gecen bir kac ay oncesi tesrif etmisim. Bunu o gun anlamak bana bir darbe indirdi haliyle. Vucudumda kalmamayi secmistim, acilara tahammulum yoktu, cikmis gitmistim demek. Bunu ne zaman nasil yaptigimi bile bilmiyorum. Simdi kapi acildi, acildigini bile anlamadan. Davet edildim, duymadan. Girdim hic bilmeden. Gozumde canlandirdim. Gommusum o acitan anilari, simdi cikiyorlar ve sonra beni terkedip gidiyorlar... Acilarin anilari da beraberinde geldiler tabi birer birer. Vucudun sokaklarinda kayboldum, seyrede seyrede dolandim. Kah agladim,kah agladim. Yazmisligim var ya yasini tutmak lazim diye. Daha kimbilir ne kadar cok aglamak lazim bilmiyorum. Ama gerektigi kadar aglayacagima eminim.
Ziyarete gelen dost film getirmisti. Angel-A. Filmi uzunca bir sure bu film ne acaba diye izledim, pek cok yerinde bunaldim. Sonra beklenmedik bir anda, patladi kalbimde bir volkan gibi ve lavlar indi gozlerimden. Soyleydi.
Bir melek arkadan sarilmis adama. Adamin aynaya bakmasini ve gorduklerini anlatmasini istiyor. Adam anlatamiyor tutuk, cekingen. Kendine bakiyor ama kimseyi gormedigini soyluyor. Kendini goremiyor.
Melek: Beni seviyor musun?
Adam melege donerek cevap veriyor: evet ilk gunden ilk saniyeden beri.
Melek adamin aynaya bakarak bunu soylemesini istiyor.
Adam aynaya bakiyor: Bunu soylemek zor.
Melek: Neden biliyor musun?
Adam: Neden?
Melek: Cunku sana hic soyleyen olmadi degil mi?
Adam: hi-hi
Melek: Biri nasil yapacagini gostemeyince kendini sevmek zor.
Adam: Evet
Melek: Seni seviyorum Andre. Iste oldu. Sen de sevildin. Artik sevgi vermemen icin sebep yok.
Adam: Seni seviyorum AngelA, ya da adin herneyse.
Melek: Haklisin adimi kullanmadan yeniden soyle.
Adam aynada kendi gozlerinin icine bakarak Seni seviyorum, der.
Melek adama tamam simdi gozlerinin icine bakarak tekrarla der ve adamin arkasinda gorunmez olur. Sahnede sadece adam kalir.
Adam: Yapamiyorum.
Melek: Elbette yapabilirsin. Vucuduna bak, sevgisizlikten ve guvensizlikten aci icinde. Senin ilgine ihtiyaci oldugunu gormuyor musun? Hayir, bu yarali vucuda bunu cok gorme. Cunku sana cok uzun zaman katlandi ve hic sikayet etmedi. Ona onemli oldugunu soyle. Buraya ait oldugunu anlat. Hak ettigi seyi ver.
Adam: Seni seviyorum Andre. Seni seviyorum.
Melek: Seninle gurur duyuyorum.
Ardindan kendimi o kadar acikta bulunca, birden yine bir seyler yapmaliyim durumuna geciverdim. Kendimi kaybetmek icin. Kendimle kalmaya tahammulum yok sanirim, surekli bir hayir icerisinde olmam gerekiyor gibi. Boyle sevilmeyi ogrendigimden olsa gerek. Neyse o hayirsever halimde 3-4 gun kalabildi benimle. Onu da yakaladim kiskivrak. Yukarida Gurudev'in cumleleriyle de onaylandim. Bu dunya Senin dunyan, benim degil. Kurtarici ben degilim. Unutmusum yine animsadim ASKla. Benim derdim Sensin, ille de SEN. Gozumu Senden baska bir seye cevirmeme izin verme. Bakacaksan Sen bak bu gozlerle, yoksan kapat ki senden baska birseyi gormesin...
Filmden bu yana aynaya bakmaya firsatim olmamisti, belki de cesaretim olmamistir. Simdi gidip bakacagim, haykiracagim Seni sevdigimi, ve seni sevdigimi kucuk Uma :) Sen olmasan O'nun pesinde nasil kosardik yana yakila ...
Give your full mind to God. Only then will you have realisation. Even if one ray of the mind runs outside, it is impossible to attain God- consciousness. You cannot enjoy peace of mind, you cannot practise meditation, if there is tossing of the mind. Destroy mundane desires through dispassion and surrender to the Lord.
-Gurudev Swami Sivananda
Parmaklarimin ucunda olan, kalbimden tasmis kelimeler aklimda ucusurken Gurudev'in gunluk metinlerinden okurken karsima cikti yine yazacaklarim. Yazmam gerektigini anladim.
Bir vucut acisiyla uyandim gectigimiz haftalardan birinde. Ve anladim ki ben cok cok cok uzun zamandir bu bedende degilmisim, daha gecen bir kac ay oncesi tesrif etmisim. Bunu o gun anlamak bana bir darbe indirdi haliyle. Vucudumda kalmamayi secmistim, acilara tahammulum yoktu, cikmis gitmistim demek. Bunu ne zaman nasil yaptigimi bile bilmiyorum. Simdi kapi acildi, acildigini bile anlamadan. Davet edildim, duymadan. Girdim hic bilmeden. Gozumde canlandirdim. Gommusum o acitan anilari, simdi cikiyorlar ve sonra beni terkedip gidiyorlar... Acilarin anilari da beraberinde geldiler tabi birer birer. Vucudun sokaklarinda kayboldum, seyrede seyrede dolandim. Kah agladim,kah agladim. Yazmisligim var ya yasini tutmak lazim diye. Daha kimbilir ne kadar cok aglamak lazim bilmiyorum. Ama gerektigi kadar aglayacagima eminim.
Ziyarete gelen dost film getirmisti. Angel-A. Filmi uzunca bir sure bu film ne acaba diye izledim, pek cok yerinde bunaldim. Sonra beklenmedik bir anda, patladi kalbimde bir volkan gibi ve lavlar indi gozlerimden. Soyleydi.
Bir melek arkadan sarilmis adama. Adamin aynaya bakmasini ve gorduklerini anlatmasini istiyor. Adam anlatamiyor tutuk, cekingen. Kendine bakiyor ama kimseyi gormedigini soyluyor. Kendini goremiyor.
Melek: Beni seviyor musun?
Adam melege donerek cevap veriyor: evet ilk gunden ilk saniyeden beri.
Melek adamin aynaya bakarak bunu soylemesini istiyor.
Adam aynaya bakiyor: Bunu soylemek zor.
Melek: Neden biliyor musun?
Adam: Neden?
Melek: Cunku sana hic soyleyen olmadi degil mi?
Adam: hi-hi
Melek: Biri nasil yapacagini gostemeyince kendini sevmek zor.
Adam: Evet
Melek: Seni seviyorum Andre. Iste oldu. Sen de sevildin. Artik sevgi vermemen icin sebep yok.
Adam: Seni seviyorum AngelA, ya da adin herneyse.
Melek: Haklisin adimi kullanmadan yeniden soyle.
Adam aynada kendi gozlerinin icine bakarak Seni seviyorum, der.
Melek adama tamam simdi gozlerinin icine bakarak tekrarla der ve adamin arkasinda gorunmez olur. Sahnede sadece adam kalir.
Adam: Yapamiyorum.
Melek: Elbette yapabilirsin. Vucuduna bak, sevgisizlikten ve guvensizlikten aci icinde. Senin ilgine ihtiyaci oldugunu gormuyor musun? Hayir, bu yarali vucuda bunu cok gorme. Cunku sana cok uzun zaman katlandi ve hic sikayet etmedi. Ona onemli oldugunu soyle. Buraya ait oldugunu anlat. Hak ettigi seyi ver.
Adam: Seni seviyorum Andre. Seni seviyorum.
Melek: Seninle gurur duyuyorum.
Ardindan kendimi o kadar acikta bulunca, birden yine bir seyler yapmaliyim durumuna geciverdim. Kendimi kaybetmek icin. Kendimle kalmaya tahammulum yok sanirim, surekli bir hayir icerisinde olmam gerekiyor gibi. Boyle sevilmeyi ogrendigimden olsa gerek. Neyse o hayirsever halimde 3-4 gun kalabildi benimle. Onu da yakaladim kiskivrak. Yukarida Gurudev'in cumleleriyle de onaylandim. Bu dunya Senin dunyan, benim degil. Kurtarici ben degilim. Unutmusum yine animsadim ASKla. Benim derdim Sensin, ille de SEN. Gozumu Senden baska bir seye cevirmeme izin verme. Bakacaksan Sen bak bu gozlerle, yoksan kapat ki senden baska birseyi gormesin...
Filmden bu yana aynaya bakmaya firsatim olmamisti, belki de cesaretim olmamistir. Simdi gidip bakacagim, haykiracagim Seni sevdigimi, ve seni sevdigimi kucuk Uma :) Sen olmasan O'nun pesinde nasil kosardik yana yakila ...
4 Ağustos 2009 Salı
Ozelden
Yazamayacagim kadar ozel seyler yasiyorum. Herkesin ozelini paylasiyorum, kendi ozelim acildikca aciliyor gozumun onunde. Cok agir seyler duyuyor kulaklarim, gercekler diye yazamak uzereydim, gercek olamaz bunlar. Gercek olan SARVAM BRAHMAMAYA. Hersey O'dur. Ve her gelen O'ndandir. Oysa duydugum seyler insanliga sigmayan seyler. Insan nedir diye soruyorum. Anlatilan butun hikayelerdeki insan suretindeki hayvanlari anlamaya calisiyorum. Anlayamiyorum. Ben korunmusum, Allah kayirmis. Annem diyorki careyi "saldim cayira mevlam kayira" demekte bulmustum. Demis yurekten demek ki, kayirmis Tanri beni. Sukur. Ama simdi o insan suretindekilerin ellerinde kanayan insanlar cikiyor bir bir karsima. Neden ciktiklarini bilmiyorum ama oyle cok sarsiliyorum ki. Nasil nasil bu kendine insan diyebildi? Allah'in adaletine inaniyorum. Ama yasananlari hickimseye konduramiyorum. Allah'im anlayacak goz ver diye dua ediyorum su anda sadece. Sefkat diliyorum O'ndan, affedebilecek erdem. Affetmek oyle komik bir kelime ki su anda? Kimim ki kimi affedeyim. O'nun gozlerine ihtiyacim var. Goremiyorum. Boyle goreceksem neye yariyor, bilmiyorum.
Sakinlesmeyi bekliyorum. Dolunay gelmek uzere, yine bir baska konu kalpustu yatirilmis, dolmayi bekliyor. Ve sonra karanliga gomulup gitmeyi.
Sana siginiyorum....
Sakinlesmeyi bekliyorum. Dolunay gelmek uzere, yine bir baska konu kalpustu yatirilmis, dolmayi bekliyor. Ve sonra karanliga gomulup gitmeyi.
Sana siginiyorum....
30 Temmuz 2009 Perşembe
Ruzgar temizledi ...
Yas sonrasi geldi sevgili arkadasim. Sayesinde, ya da onu gezdirme bahanesiyle Tanri dolastirdi bir bir beni, Hz Yusa, Hudayi Efendi, Yahya Efendi, Hz Sureyya, Meryem Ana kilisesi... Dinginlestim, sakinlestim.
Gectigimiz hafta oyle durust oldum ki, ben bile konusabildiklerime inanamadim. Kendimi en durust sanarken, kimseyi uzmemek adina sakladigim sirlari konustum. Konustukca acildim, sacildim, rahatladim, temizlendim, anladim ki hep temizdim...
Anadolu Kavaginin tepesinde bir kolumu Marmaraya digerini Karadenize dogru acarak aktim Bogazdan, kalanlari biraktim gokyuzunun mavisine, bulutlarla gitsin diye...
Mira agliyor bazen, hircinlasiyor veya onu anlamaya calisip ne hissettigini ona soyluyorum. Dis macununu cok sikinca elinden aliyorum,o da cok sinirleniyor. Ben de evet haklisin anneye cok kizdin, cunku elinden aldi, ben de olsam ben de kizardim diyorum. O zaten dis macununun tehlikelerini sular seller gibi biliyor. Tek derdi anlasilmak. Ben de simdilerde bu konuda daha iyiyim. Iyi kotu hakkinda ders vermek yerine, anliyorum basamaginda Varlikla durmaya calisiyorum. Ya da beni durdumasini seyrediyorum.
Yeni bezi birakan Mira arada okulda cis kaka kaciriyor. Ogretmeni cis yaparsa cok uzulecegi mesajini vermis. Icime oturdu. O da ben de ayni sekilde buyutulmustuk. Bir davranisin dogrusu soylenmemis boyle yaparsan uzulurum bak diyerek vicdan yaptirilmistik. Ona bunun dogru olmadigini anlatmaya calissam da gormedi. Mira cisini yere yapmanin yanlis oldugunu bilerek bundan vazgecmeli, birini uzmekten korktugu icin degil. Nasil buyutulduk inanamiyorum bunlari yasadikca...
Bugun ise ben sinavimi verdim. Bir baska veliye kizinizi havuza sokmaniza razi olamam ortakulak iltihabi devam ediyormus dedim. Kadincagiz bunu duyduguna yikildi. Sanki onun cocugu hakkinda korkunc seyler soylemisim gibi bozguna ugrayip, yonetime sokmayin havuza komutunu verip hisim gibi cikti okuldan.
Ben en dogal hakkimi kullandim, hasta bir cocugun diger cocuklarin kullandigi havuza girmesinin dogru olmadigini soyledim. Oysa bunu soyledikten sonra ve de velinin yuzunu gordukten sonra oyle uzuldum ki.
Mira'nin bu sacmaliklarla egitilmesine izin vermemekte hakli oldugumu dusundum.
Neyse bugun tam bir anne gunlugu edasinda oldu bu yazi. Karmik olaylarla doldu...
Gectigimiz hafta oyle durust oldum ki, ben bile konusabildiklerime inanamadim. Kendimi en durust sanarken, kimseyi uzmemek adina sakladigim sirlari konustum. Konustukca acildim, sacildim, rahatladim, temizlendim, anladim ki hep temizdim...
Anadolu Kavaginin tepesinde bir kolumu Marmaraya digerini Karadenize dogru acarak aktim Bogazdan, kalanlari biraktim gokyuzunun mavisine, bulutlarla gitsin diye...
Mira agliyor bazen, hircinlasiyor veya onu anlamaya calisip ne hissettigini ona soyluyorum. Dis macununu cok sikinca elinden aliyorum,o da cok sinirleniyor. Ben de evet haklisin anneye cok kizdin, cunku elinden aldi, ben de olsam ben de kizardim diyorum. O zaten dis macununun tehlikelerini sular seller gibi biliyor. Tek derdi anlasilmak. Ben de simdilerde bu konuda daha iyiyim. Iyi kotu hakkinda ders vermek yerine, anliyorum basamaginda Varlikla durmaya calisiyorum. Ya da beni durdumasini seyrediyorum.
Yeni bezi birakan Mira arada okulda cis kaka kaciriyor. Ogretmeni cis yaparsa cok uzulecegi mesajini vermis. Icime oturdu. O da ben de ayni sekilde buyutulmustuk. Bir davranisin dogrusu soylenmemis boyle yaparsan uzulurum bak diyerek vicdan yaptirilmistik. Ona bunun dogru olmadigini anlatmaya calissam da gormedi. Mira cisini yere yapmanin yanlis oldugunu bilerek bundan vazgecmeli, birini uzmekten korktugu icin degil. Nasil buyutulduk inanamiyorum bunlari yasadikca...
Bugun ise ben sinavimi verdim. Bir baska veliye kizinizi havuza sokmaniza razi olamam ortakulak iltihabi devam ediyormus dedim. Kadincagiz bunu duyduguna yikildi. Sanki onun cocugu hakkinda korkunc seyler soylemisim gibi bozguna ugrayip, yonetime sokmayin havuza komutunu verip hisim gibi cikti okuldan.
Ben en dogal hakkimi kullandim, hasta bir cocugun diger cocuklarin kullandigi havuza girmesinin dogru olmadigini soyledim. Oysa bunu soyledikten sonra ve de velinin yuzunu gordukten sonra oyle uzuldum ki.
Mira'nin bu sacmaliklarla egitilmesine izin vermemekte hakli oldugumu dusundum.
Neyse bugun tam bir anne gunlugu edasinda oldu bu yazi. Karmik olaylarla doldu...
18 Temmuz 2009 Cumartesi
Yeterince yasini tuttun mu ?

Dun kuzinimle beraberdim. Fransizca kiz kuzen demek, severim boyle soylemeyi :) Kiz erkek farketmezdi aslinda, aslinda kuzenim olmasi da farketmezdi cunku oyle acik ki birbirimizi nasil calismak icin secip geldigimiz. O benle, ben onla konusur, donusur, aglasir dururuz. Sukretmem gereken bir iliskidir onunla yasadigim iliski.
Ben yine Mira ile zor gunler geciriyordum. Iki aydir Mira surekli aglayarak kalkiyor. Bazen bir saate yakin agliyordu. En son iki gun once bir ciglik atarak uyandi, kabus gordugu belliydi. Yanina gittim, sakinlesmesini beklemek icin yaninda oturdum, sakinlesmek bir yana beni gorunce daha da sinirlenip daha da cok kendinden gecti. Bir saate yakin aglamasinin ustune bir de beni iteleyerek, ofke icinde kovaladi odasindan. O daha uc yasinda bile degildi.
Icimde reddedilmislik, ofke, aci, burukluk pek cok duygu vardi karmancorman. Icimden soyle sesler duyuyordum, ben elimden gelen herseyi yapiyorum, ve su hale bak, ben bunu haketmiyorum. Ben kotu bir anneyim, ona artik iyi annelik yapamiyorum. Ne kadar cok uzuluyor, iki aydir boyle, yanlis seyler yapiyorum, cocuguma aci cektiriyorum. Daha da hatirlayamadigim pek cok ses vardi o gece ve benim gozyaslarimla sustular.
Ayni gunun gunduzu son zamanlarda okudugum en carpici kitaplardan birinde (The Unknown She- Hilary Hart)roportaj yapilan, Afrika kabilesinden Sobonfu Some'nin internette bir baska yazisini okumustum. Afrika'da insanlarin hala agliyor musun? Neden agliyorsun? gibi sorular sormadiklarini aksine, Yeterince yasini tuttun mu diye sorduklarini yaziyordu. Oylesine sarsildim ki bu cumleyle. Farkettim, her yas tutmak istedigimde (bunlar olumler, ayriliklardan cok benim cocukluk anilarimdir) pek cok kisi tarafindan hala mi bunlari konusuyorsun, koca kiz oldun sozlerini duydugumu animsadim. Ve farkettim ki, ben ne zaman icimde o gomdugum aci depresse, bu aciyi gormeyip baska yere dondurdum ve mesela esime neden vapura binmeden once bana telefon acmadin diye bagirdim. Ancak bu bagirmalarim ve bitmek tukenmek bilmeyen sikayetlerim sonucunde ben acilarima bakabilmeyi ogrendim.
Kuzinle konusurken anlattim Mira'yla yasadiklarimi. Ona nasil her gece dua ettigimi, sarki soyledigimi, sonra su verdigimi sonra beni otuz kere cagirsa da sabirla gitmeye calistigimi ama o ben bagirmadan beni cagirmaktan vazgecmedigini anlattim. Bagirmaktan utandigimi, icimin nasil bulandigini acidigini anlattim. Dinledi beni uzun uzun sabirla, VARlikla. Sonra sen ona kizgin degilsin ki. Sana hickimse dua okumadi, kimse sen agladiginda yanina gelmedi, kimse sana su getirmeyi umursamadi, bunlari hatirliyorsun yasarken ve sen asil onlara kizginsin dedi ve sonraki saat boyunca ben agladim herhalde.
Sonra dedim ona da 36 yasina geldim hala annemin babamin bana kucukken nasil davrandiklariyla ilgili gozyasi dokuyorum, ne zaman bitecek? Ne zaman gercekten yasini tuttugumda, acimi yasadigimda, icimdeki butun o gozyaslarini doktugumde bitecekti. Oysa ben her seferinde susturulmus veya sonrasinda da kendimi susturmustum.
Mirada tahammul edemedigimiz sebepli sebepsiz aglamasi diye dusunurken, farkettim ki o icinde aciyanlari o an kendini bana yakin hissettigi icin aglayarak atmaya calisiyor. Ben agladigimda, esim yanimda olup benim elimi tuttugunda, aglamam bitene kadar VARlikla beni dinlediginde, durdugunda, ve en sonunda benim icim temizlendi hissi gelip de gozyaslarimi sildigimde nasil da bambaska biri oldugumu animsadim. Nasil icimin ve disimin guldugunu, nasil da guzellestigimi hatirladim.
Derdim onun aglamasi degildi. Benim yeterince aglayamamis olmamdi.
Yeterince yasini tutmadigim herseyi beni O'ndan alikoyuyor goruyorum. Beni ve O'nu ayiran gozumdeki perde bu dokecegim gozyaslariyla incelecek ve gun gelince tertemiz olunca da kalkacak biliyorum, guveniyorum.
Artik buyudum artik kendi ayaklarim ustunde durabiliyorum ve icimde buyumeyen, hala aglamaya ihtiyac duyan o kucuk kizi da kizim gibi sefkatle sarmaliyorum. Once onun aglamasini dinleyebilirsem, biliyorum Mira'nin aglamalari beni kizdirmayacak, cunku uzulmeyecegim, hatta ileri gidip soyluyorum Mira daha aglamayacak, huzur icinde uyuyacak geceleri....
12 Temmuz 2009 Pazar
Sana
Ne zamandir birikiyorsun icimde. Yazacak kadar cok degildin, sonra an geldi yazamayacak kadar cogaldin, susturdun beni. Nelerden etkilendim, neleri istedim, neler beni kamciladi hic animsamasam da o zamanlar farkindaydim bu gelisin. Geliyordu yoklugun. Elimin degdigi, gozumun gordugu yerde olmadigin gercegi geliyordu yuksek volumlu ayak sesleriyle. Duymazliga gelmek hic isime gelmezdi, duydum.
Bilincim en sig noktasinda falcinin karsisinda, bilincim en ust noktasinda Aska denk, Pir'in huzurunda. Fark nerede? Sen nerede?
Bir guzel kardesim var Hindistan'in bana verdigi hazinelerden biri. Yolladi senin dunyadaki fotografini. Sevinemedim bile gordugume. Icimdeki karanlik, karalik oyle kaplamisti ki gozumu gonlumu. Gormemisti gozlerim seni 2 yildir. Duymamisti kulaklarim seni o zamandan. Fotografin dusmustu email kutuma, gelmiyordu nicedir yazdigim emaillere cevabin. Aci icinde kivraniyordu karnimin oralarda birsey. Kalbim elleri agzinda hayretler icindeydi. Bana hatirlatmaya calisiyordu, Seni gonlumde nasil duydugumu, nasil konustugumuzu, nasil Bir oldugumuzu. Karnimin oralarda birsey guluyordu. Oyle cok yanlis yaptin ki, atildin sen diyordu. Artik O'nun yolunda degilsin. Yol'da degilsin. Guluyordu. Simdi yazarken animsiyorum. 20 sene oncesini. Soylenmisti ayni sozler baska dillerden. Icsellesmis yillar sonra, sekil degistirmis, temizlenmeye gelmis.
Aci icinde uzandim yatagima. Haketmiyorum O'nu. Bu karanlik icinde nerden bulurdum isigi. Kalbim biliyordu, yine sessizce fisildadi. En karanlik en aydinligi tasir icinde. Varligi gibi yoklugu da O. Duyduklarima kulak tikiyordum durup durup. Yazdim butun karanligimi email denen teknolojiyle Sana. Yazmasam sanki bilmeyecekmissin gibi, yazarken Sen olup okumaya calisarak yazdim. Her kelimede utandim, utanisima guldum. Kimdim ki? Agladim gozyaslarim yoruluncaya kadar, sonra uyumusum. Gecenin orta yerinde uyandigimda titriyordum. Butun vucudumu soguk bir buzla geziyordu sanki biri. Donuyordum. Bir santimetre kolum acik kalsa titriyordum zangir zangir. Hastaneye gidelim dedi esim, yok dedim, hasta degilim. Biliyordum, hastaydim uyumadan once ve simdi iyilestiriliyordum kokusmusluklarimdan. Usudum uzunca bir sure, sonra yanmaya basladim. Atesim sanki 43 gibi yakiyordu, baktigimizda 38 di sadece. Yakiyordu. Yakip temizliyordu. Iyilestiriyordu. Sabah uyandigimda sakin ve huzurluydum. Utanmis halimi affetmis, dinlenmedeydim.
O gunden beri gunler gecti. Yazmadigimi farketsem de yazacak hicbir seyim yoktu. Var'dim sadece. Ne oyle ne boyle, akilmasi gerektigi gibi akiyordum sadece.
Bugune kadar.
Bugun babamin olum yildonumu. Hicbir baba gibi degil o, ben de babasini kaybetmis hicbir kiz gibi degilim bugun. Anlaticak HICbirseyi olan bir gun bugun. Diger gunlerden hicbir farki yok tarihin 12 Temmuz olmasi disinda. Animsadigimda Tanri'nin varligina sukrettigim diger anilarimdan biri sadece babamin ölümle beni bekleyisi, sonra gocusu. Mucizelerle dolu bir gun. 12 Temmuz 2003. 6 yil gecmis ustunden. Un helvasi yapilir, elim gitmedi yapmaya. Karpuzu cok severdi, guzel bir karpuz kestik yedik. Ogretilmis bir sozle, ruhuna gitsin dedik.
Sonra nicedir okumayi erteledegim bir yaziyi okudum. Advaita ogrencilerine yonelik bir kitapcik. O'nun birligini, O'nu, Huzuru, Hareketi, Ego'yu anlatan bir kitapcik. Kisa, kucuk, oz, koklu. Bir yandan okurken bir baska yanim O'na email yazmaya basladi. O utanc dolu gunden bugune nasil da degistigimi seyrederek yazdim kelimeler kelimelere eklendi hayalimde. Rama ve Hanuman'i hatirladim. Hanuman'in Rama'ya olan Askinin uc kademesini animsadim. Birinde nasil onun hizmetkari, digerinde nasil Aski ve en sonuncusunda nasil O oldugunu. Seni dusundum. Onunde oturup Seni dinledigim gunleri. Her kelimende beni nasil donusturdugunu. Nasil hizmet ettigimi. Nasil arkandan geldigimi, nasil her kelimenle yasadigimi. Sonra zaman icinde seni nasil icimde konusurken duydugumu, nasil sana sorup cevaplari aldigimi. Nasil icimi doldurdugunu. Sonra ben'den gecerek nasil Sen konustugumu, nasil benim kucuk sesimin silinip gidip, Senin sesinin ciktigini animsadim. Icimden haykirdim. Sesimi sil bu dunya ustunden, bir tek Senin dilin konussun, bir tek Senin kulagin dinlesin diye. Email taslak olarak hazirdi iste, kafamda bu sekilde. Ve o sirada bir baska ben guldu, hani Bir'diniz? Bir'iz demek icin yine oturup O'na email mi yaziyorsun? dedi. Ve icimdeki diger ben biliyordu bu hicbir zaman gitmeyecek bir emaildi. Ve herkes konustu, sonra herkes sustu. O geldi. Evin her yaninda goruldu, duyuldu. Konusurken gozyasi oldu tasti gozlerimden, gonlumu agir agir kavurdu. Bugun okudugum kitapcikta diyordu ki, "bu dunya sadece icinizde Tanri Inancini yaratmak icindir".This world is meant only for creating faith in you.Bu gune kadar gecen hayattan kareler toplastilar birden gozumun onune. Hangi yoldan atilmak dedi/m. Ancak daha da saglamlasmak icin-di.
Sen, bugun Ben, sana isim vermisim gozumun onunde Ol istemisim.
Swamiji...
Ismin silinip, gozum gormediginde herzamanki YERINDESIN....
Bilincim en sig noktasinda falcinin karsisinda, bilincim en ust noktasinda Aska denk, Pir'in huzurunda. Fark nerede? Sen nerede?
Bir guzel kardesim var Hindistan'in bana verdigi hazinelerden biri. Yolladi senin dunyadaki fotografini. Sevinemedim bile gordugume. Icimdeki karanlik, karalik oyle kaplamisti ki gozumu gonlumu. Gormemisti gozlerim seni 2 yildir. Duymamisti kulaklarim seni o zamandan. Fotografin dusmustu email kutuma, gelmiyordu nicedir yazdigim emaillere cevabin. Aci icinde kivraniyordu karnimin oralarda birsey. Kalbim elleri agzinda hayretler icindeydi. Bana hatirlatmaya calisiyordu, Seni gonlumde nasil duydugumu, nasil konustugumuzu, nasil Bir oldugumuzu. Karnimin oralarda birsey guluyordu. Oyle cok yanlis yaptin ki, atildin sen diyordu. Artik O'nun yolunda degilsin. Yol'da degilsin. Guluyordu. Simdi yazarken animsiyorum. 20 sene oncesini. Soylenmisti ayni sozler baska dillerden. Icsellesmis yillar sonra, sekil degistirmis, temizlenmeye gelmis.
Aci icinde uzandim yatagima. Haketmiyorum O'nu. Bu karanlik icinde nerden bulurdum isigi. Kalbim biliyordu, yine sessizce fisildadi. En karanlik en aydinligi tasir icinde. Varligi gibi yoklugu da O. Duyduklarima kulak tikiyordum durup durup. Yazdim butun karanligimi email denen teknolojiyle Sana. Yazmasam sanki bilmeyecekmissin gibi, yazarken Sen olup okumaya calisarak yazdim. Her kelimede utandim, utanisima guldum. Kimdim ki? Agladim gozyaslarim yoruluncaya kadar, sonra uyumusum. Gecenin orta yerinde uyandigimda titriyordum. Butun vucudumu soguk bir buzla geziyordu sanki biri. Donuyordum. Bir santimetre kolum acik kalsa titriyordum zangir zangir. Hastaneye gidelim dedi esim, yok dedim, hasta degilim. Biliyordum, hastaydim uyumadan once ve simdi iyilestiriliyordum kokusmusluklarimdan. Usudum uzunca bir sure, sonra yanmaya basladim. Atesim sanki 43 gibi yakiyordu, baktigimizda 38 di sadece. Yakiyordu. Yakip temizliyordu. Iyilestiriyordu. Sabah uyandigimda sakin ve huzurluydum. Utanmis halimi affetmis, dinlenmedeydim.
O gunden beri gunler gecti. Yazmadigimi farketsem de yazacak hicbir seyim yoktu. Var'dim sadece. Ne oyle ne boyle, akilmasi gerektigi gibi akiyordum sadece.
Bugune kadar.
Bugun babamin olum yildonumu. Hicbir baba gibi degil o, ben de babasini kaybetmis hicbir kiz gibi degilim bugun. Anlaticak HICbirseyi olan bir gun bugun. Diger gunlerden hicbir farki yok tarihin 12 Temmuz olmasi disinda. Animsadigimda Tanri'nin varligina sukrettigim diger anilarimdan biri sadece babamin ölümle beni bekleyisi, sonra gocusu. Mucizelerle dolu bir gun. 12 Temmuz 2003. 6 yil gecmis ustunden. Un helvasi yapilir, elim gitmedi yapmaya. Karpuzu cok severdi, guzel bir karpuz kestik yedik. Ogretilmis bir sozle, ruhuna gitsin dedik.
Sonra nicedir okumayi erteledegim bir yaziyi okudum. Advaita ogrencilerine yonelik bir kitapcik. O'nun birligini, O'nu, Huzuru, Hareketi, Ego'yu anlatan bir kitapcik. Kisa, kucuk, oz, koklu. Bir yandan okurken bir baska yanim O'na email yazmaya basladi. O utanc dolu gunden bugune nasil da degistigimi seyrederek yazdim kelimeler kelimelere eklendi hayalimde. Rama ve Hanuman'i hatirladim. Hanuman'in Rama'ya olan Askinin uc kademesini animsadim. Birinde nasil onun hizmetkari, digerinde nasil Aski ve en sonuncusunda nasil O oldugunu. Seni dusundum. Onunde oturup Seni dinledigim gunleri. Her kelimende beni nasil donusturdugunu. Nasil hizmet ettigimi. Nasil arkandan geldigimi, nasil her kelimenle yasadigimi. Sonra zaman icinde seni nasil icimde konusurken duydugumu, nasil sana sorup cevaplari aldigimi. Nasil icimi doldurdugunu. Sonra ben'den gecerek nasil Sen konustugumu, nasil benim kucuk sesimin silinip gidip, Senin sesinin ciktigini animsadim. Icimden haykirdim. Sesimi sil bu dunya ustunden, bir tek Senin dilin konussun, bir tek Senin kulagin dinlesin diye. Email taslak olarak hazirdi iste, kafamda bu sekilde. Ve o sirada bir baska ben guldu, hani Bir'diniz? Bir'iz demek icin yine oturup O'na email mi yaziyorsun? dedi. Ve icimdeki diger ben biliyordu bu hicbir zaman gitmeyecek bir emaildi. Ve herkes konustu, sonra herkes sustu. O geldi. Evin her yaninda goruldu, duyuldu. Konusurken gozyasi oldu tasti gozlerimden, gonlumu agir agir kavurdu. Bugun okudugum kitapcikta diyordu ki, "bu dunya sadece icinizde Tanri Inancini yaratmak icindir".This world is meant only for creating faith in you.Bu gune kadar gecen hayattan kareler toplastilar birden gozumun onune. Hangi yoldan atilmak dedi/m. Ancak daha da saglamlasmak icin-di.
Sen, bugun Ben, sana isim vermisim gozumun onunde Ol istemisim.
Swamiji...
Ismin silinip, gozum gormediginde herzamanki YERINDESIN....
2 Temmuz 2009 Perşembe
Haller
Tam zamanli annelik donemim bitmis gorunuyor. Mira'nin yeni okulunda keyfi yerinde.
Hicbir gun isim olmaz artik diye dusunurken, hergun kendimi spontan bir akisin icinde buluyorum. Cok yogunken bu akis bu kadar acik gorunmuyor. Simdi ise seyretmesi pek keyifli. Bir yerden bir yere goturuluyorum. Birinin onunden digerinin onune geciriliyorum. Bir sohbetten digerine sozlerimi seyrediyorum. Bir kucaklasmadan digerine Tanri'yi hissediyorum kalbimin dibinde, kalplerde. Kendimi kucakliyorum her seferinde. Kendime konusuyorum. Kendimi dinliyorum. Kendime gidip, kendime bakiyorum. Her konusulanda nelerin degismekte olduguna ve nelerin degisip donustugune bakiyorum. Yilan gibiyim, kertenkele gibi, bukalemun gibi. Duruyorum. Sakin.
Gun sessiz ve durgun ve buz gibi geciyor sicaga inat. Aksam olunca bazen kucuk volkanlar patliyor. Onlari da seyrediyorum, kabul ediyorum artik.
Bazen yakaliyorum seyrederken nasil da Uma olmaya calisiyorum. Icimden iltifatlar duyuyorum etraftan veya yargilamalar. Guluyorum kendi kendime.
Dusunuyorum gecenlerde izledigim bir gorselde soyleneni. Binlerce yildir insanda bu potansiyel olmasina ragmen neden Gercege kavusan bu kadar az diye. Nedir durduran diye soruyordu. Korku mu yoksa tembellik mi ?
Hicbir gun isim olmaz artik diye dusunurken, hergun kendimi spontan bir akisin icinde buluyorum. Cok yogunken bu akis bu kadar acik gorunmuyor. Simdi ise seyretmesi pek keyifli. Bir yerden bir yere goturuluyorum. Birinin onunden digerinin onune geciriliyorum. Bir sohbetten digerine sozlerimi seyrediyorum. Bir kucaklasmadan digerine Tanri'yi hissediyorum kalbimin dibinde, kalplerde. Kendimi kucakliyorum her seferinde. Kendime konusuyorum. Kendimi dinliyorum. Kendime gidip, kendime bakiyorum. Her konusulanda nelerin degismekte olduguna ve nelerin degisip donustugune bakiyorum. Yilan gibiyim, kertenkele gibi, bukalemun gibi. Duruyorum. Sakin.
Gun sessiz ve durgun ve buz gibi geciyor sicaga inat. Aksam olunca bazen kucuk volkanlar patliyor. Onlari da seyrediyorum, kabul ediyorum artik.
Bazen yakaliyorum seyrederken nasil da Uma olmaya calisiyorum. Icimden iltifatlar duyuyorum etraftan veya yargilamalar. Guluyorum kendi kendime.
Dusunuyorum gecenlerde izledigim bir gorselde soyleneni. Binlerce yildir insanda bu potansiyel olmasina ragmen neden Gercege kavusan bu kadar az diye. Nedir durduran diye soruyordu. Korku mu yoksa tembellik mi ?
29 Haziran 2009 Pazartesi
Haziran
Haziran denen bir ayin 29. gunundeyim. Oyle ogrendik, oyle devam ediyor kendimi sinirlamam. Gunler sakin geciyor. Kizacagim, gerilecegim konular geliyor, oynanmasi gerektigi sekilde oyun oynaniyor, sonra konu geciyor gidiyor. Ben cogunu animsamiyorum bile.
Seyrediyorum dunyadaki komik hallerimi. Mira okula basladi ya, benim cok uzun zamanlar sessiz zamanim var ya. Bu beden rahat durmak istemiyor bazi zaman. Kendine surekli is cikarma cabasinda. Isi olmazsa ölecegini saniyor herhalde. Hicbir is yapmayacagim dedigim gunler, yemek-utu-temizlik vs diye gidiyor yapilanlar. Sonra dusunuyorum gercekten de nasil asikar YAPANIN BEN OLMADIGI. (I AM NOT THE DOER)
2004 yilinda ogrenmistim bunu. (Gecmis ancak bir konuya referans olarak kullanilacaksa gereklidir. Yoksa at cope :) Simdi yapanin ben olmadigim uygulamasi devam ediyor hayatimda. Hayati yasamak ise ancak bu gercegi bilip, geleni de tumden kabul etmekle mumkun olmuyor. Diger turlu yasanan seye hayat denmiyor. Oysa nasil da zorluyor her seferinde.
Yazacak birsey bile yok. Hersey komik geliyor. Ne oluyor da neyi yaziyorum di mi?
Neyse bakalim bu ne kadar sure devam edecek...
Seyrediyorum dunyadaki komik hallerimi. Mira okula basladi ya, benim cok uzun zamanlar sessiz zamanim var ya. Bu beden rahat durmak istemiyor bazi zaman. Kendine surekli is cikarma cabasinda. Isi olmazsa ölecegini saniyor herhalde. Hicbir is yapmayacagim dedigim gunler, yemek-utu-temizlik vs diye gidiyor yapilanlar. Sonra dusunuyorum gercekten de nasil asikar YAPANIN BEN OLMADIGI. (I AM NOT THE DOER)
2004 yilinda ogrenmistim bunu. (Gecmis ancak bir konuya referans olarak kullanilacaksa gereklidir. Yoksa at cope :) Simdi yapanin ben olmadigim uygulamasi devam ediyor hayatimda. Hayati yasamak ise ancak bu gercegi bilip, geleni de tumden kabul etmekle mumkun olmuyor. Diger turlu yasanan seye hayat denmiyor. Oysa nasil da zorluyor her seferinde.
Yazacak birsey bile yok. Hersey komik geliyor. Ne oluyor da neyi yaziyorum di mi?
Neyse bakalim bu ne kadar sure devam edecek...
26 Haziran 2009 Cuma
Zihin
4 kutsanmislik varmis.
Birincisi insan bedeni ile dogmak.
Ikincisi Ozgur olmak icin gereken istek.
Ucuncusu bunu ogretecek, yolu gosterecek, degip donusturecek Usta
Sonuncusu ise Zihin.
Allah'a sukurler olsun ilk ucune. Ancak su zihin hala zorlamakta. Konusuyorum, ikna etmeye calisiyorum kendilerini. Bak bana izin verirsen HERSEYI biliyor olacaksin diyorum. Bazen suyuma gidiyor, bazen de keci gibi masallah. Uma gibi, Mira gibi, esim gibi. Etrafimdaki herkes gibi. Ahhh zihincim gel bulalim, kurtulalim.
Anlasacagimiza eminim....
Birincisi insan bedeni ile dogmak.
Ikincisi Ozgur olmak icin gereken istek.
Ucuncusu bunu ogretecek, yolu gosterecek, degip donusturecek Usta
Sonuncusu ise Zihin.
Allah'a sukurler olsun ilk ucune. Ancak su zihin hala zorlamakta. Konusuyorum, ikna etmeye calisiyorum kendilerini. Bak bana izin verirsen HERSEYI biliyor olacaksin diyorum. Bazen suyuma gidiyor, bazen de keci gibi masallah. Uma gibi, Mira gibi, esim gibi. Etrafimdaki herkes gibi. Ahhh zihincim gel bulalim, kurtulalim.
Anlasacagimiza eminim....
22 Haziran 2009 Pazartesi
Yeni
Ekinoks. Gunduzler kisalmaya geceler uzamaya basladi. Isik azaliyor karanlik cogaliyor. Oysa karanlik icinde daha cok aydinligi barindiriyor. Zaman geldi. Uzun zaman oldu aylaklik ediyorum. Bir o cicekte bir bu cicekte gonul eglendiriyorum. Seyreyliyorum. Seyrediliyorum. Guluyorum, agliyorum, aglatiyorum. Uyuyorum, uyaniyorum, calisiyorum, yan gelip yatamiyorum. Diken batiyor. Uyanik kalmak istiyorum. Ustume coken uyku hallerini sevmiyorum. Diken batiyor gonlume. Gozlerim bugulandi. Goremiyorum. Goremedigim zamanlari kabul ediyorum, aynam temizlensin istiyorum.
Istiyorum da istiyorum. Isterken dudagimi isiriyorum. O benim icin en iyi olani bilir verir biliyorum.
Ozlemeyi bilmem O'nu ozluyorum. Olesiye. Gormek icin oleyim istiyorum. Cigerimden yaniyorum.
Temize cekilme vaktim geldi. Mira uzun saatler okulda olmaya basladi bu hafta itibariyle. Okula geri donme zamanidir. Tatil uzun surdu.
Elimi burnuma goturdum kapadim deliklerini. Saymaya basladim. 1 2 3 Ve tuttum nefesimi
Derine dalma zamani...
Istiyorum da istiyorum. Isterken dudagimi isiriyorum. O benim icin en iyi olani bilir verir biliyorum.
Ozlemeyi bilmem O'nu ozluyorum. Olesiye. Gormek icin oleyim istiyorum. Cigerimden yaniyorum.
Temize cekilme vaktim geldi. Mira uzun saatler okulda olmaya basladi bu hafta itibariyle. Okula geri donme zamanidir. Tatil uzun surdu.
Elimi burnuma goturdum kapadim deliklerini. Saymaya basladim. 1 2 3 Ve tuttum nefesimi
Derine dalma zamani...
2 Haziran 2009 Salı
Kimsin, Kimim, Kim?
Yolda gorsem sarilirim 5 dk birakmam diyordum. Dusundugumde Mevlana ile Sems gibiyiz iste diyordum. Hayal kurmak istesem bir tek Onlari goruyordum. Yuzunu Gunese cevirmis iki fukara diyordum. Kalpleri nicedir "bir" diyordum.
Gittim, bir ev ki Hindistan'da Ganj'in kiyisinda bir ev sanki. Kapisi ice kapali, pencereleri disa acik. Sicak, samimi, davetkar, sevgi dolmus, tasiyor kadife perdelerin arasindan. Kafasini uzatti bilge kadin. Gozleri su gibi yesildi veya deniz gibi mavi. Belki ikisi de degildi. Ben bir tek Tanri'yi gordum bakan o pencerelerden. Sarildim. Birakamadim. Kalbim kabarip basladi sizmaya ilik ilik yuregine.
Iceri davet edildim, ama ayaklarim bende degildi, kayiyordu yerler. Yolda prensesi gosterdi, sevemedim, buyusune kapilmis O'na bakiyordum sadece. Kaydim arkasinda, gosterdigi yolda. Iceri gecince izzet ikram. Ne istersin diye sordu. Cevabim hep aynidir benim. O'nu. Allah baska istek birakmasin duam. Tek istegim O kalsin. Yok bir istegim dedim ama Hindistan'da alistigimi yasadim. Ikram Tanri'nin duasiyla taclandirilmis lokumdu. Yedim O'ndan geldigini bilerek. El O'nun eliydi. Tad O'nun tadi. Ustune ictigim soguk suda yuregim biraz olsun serinlemedi bile.
Oyle bir yangindi ki !
Kalbimi cikardilar bedenimden veya bedenim uyamadi kalbimin deli divane donusune birakti O'nu bir yerde.
Dondum durdum kalbimle. Konustum, konustu. Derinlerden biryerlerdendi konusmalarimiz. Ama yine de onemsizdi. Varlik beni, onu silmis kendi dolaniyordu odanin heryaninda.
Icimden sordum kimsin sen diye. Nerden taniyorum seni diye. Boynunda altin bir melek tasiyordu gulumsetti beni. Altin Melek artik yaninda sonuk kaliyordu. Ay yuzlunun evdeki huzuru ile, azizenin bilgeligi beni benlikten cikarmisti coktan. Guluyordum surekli. 5 yasindaydim, mutlu, mutlu dibine kadar. Ben yok oldukca O doldu doldu.
Veda zamani geldiginde biliyordum, ne geldigim bir yer var ne de gidecegim. Ne o uzakta ne de ben. Kalbimde olani, kalbimden cikarip baktigim, sarildigim, dinledigim o kisacik ama o kainata bedel dakikalari yazmasam olmazdi.
Yolun acik olsun dedi giderken. Yol kelimesi hiccc bu kadar derin duyulmamisti kulaklarimda.
Biliyorum acik olacak, biliyorum sen O'nda hep bende olacaksin.
ASKLA...
Gittim, bir ev ki Hindistan'da Ganj'in kiyisinda bir ev sanki. Kapisi ice kapali, pencereleri disa acik. Sicak, samimi, davetkar, sevgi dolmus, tasiyor kadife perdelerin arasindan. Kafasini uzatti bilge kadin. Gozleri su gibi yesildi veya deniz gibi mavi. Belki ikisi de degildi. Ben bir tek Tanri'yi gordum bakan o pencerelerden. Sarildim. Birakamadim. Kalbim kabarip basladi sizmaya ilik ilik yuregine.
Iceri davet edildim, ama ayaklarim bende degildi, kayiyordu yerler. Yolda prensesi gosterdi, sevemedim, buyusune kapilmis O'na bakiyordum sadece. Kaydim arkasinda, gosterdigi yolda. Iceri gecince izzet ikram. Ne istersin diye sordu. Cevabim hep aynidir benim. O'nu. Allah baska istek birakmasin duam. Tek istegim O kalsin. Yok bir istegim dedim ama Hindistan'da alistigimi yasadim. Ikram Tanri'nin duasiyla taclandirilmis lokumdu. Yedim O'ndan geldigini bilerek. El O'nun eliydi. Tad O'nun tadi. Ustune ictigim soguk suda yuregim biraz olsun serinlemedi bile.
Oyle bir yangindi ki !
Kalbimi cikardilar bedenimden veya bedenim uyamadi kalbimin deli divane donusune birakti O'nu bir yerde.
Dondum durdum kalbimle. Konustum, konustu. Derinlerden biryerlerdendi konusmalarimiz. Ama yine de onemsizdi. Varlik beni, onu silmis kendi dolaniyordu odanin heryaninda.
Icimden sordum kimsin sen diye. Nerden taniyorum seni diye. Boynunda altin bir melek tasiyordu gulumsetti beni. Altin Melek artik yaninda sonuk kaliyordu. Ay yuzlunun evdeki huzuru ile, azizenin bilgeligi beni benlikten cikarmisti coktan. Guluyordum surekli. 5 yasindaydim, mutlu, mutlu dibine kadar. Ben yok oldukca O doldu doldu.
Veda zamani geldiginde biliyordum, ne geldigim bir yer var ne de gidecegim. Ne o uzakta ne de ben. Kalbimde olani, kalbimden cikarip baktigim, sarildigim, dinledigim o kisacik ama o kainata bedel dakikalari yazmasam olmazdi.
Yolun acik olsun dedi giderken. Yol kelimesi hiccc bu kadar derin duyulmamisti kulaklarimda.
Biliyorum acik olacak, biliyorum sen O'nda hep bende olacaksin.
ASKLA...
26 Mayıs 2009 Salı
Son Haller
Olumler, ayriliklar, hasretler gecti dunyadan bu aralar. Olmasin dedigimin olmasi gerektigini, kizdigimi sevdigimi, pisleneni temizledigim, temizlendigim, ayrilikla baglandigim, baglandigimdan ayrildigim anlardi. Ne olursa olsun gectigini, geceni gectigi gibi anladigim, oynadigimda seyrettigim, seyredende seyre daldigim anlardi. Puflayarak gittigim sohbetlerde Tanri suretinden masallar dinledigim, kalbimi bir ufak ekmekle doyurup costurdugum anlardi. Uzun zamandir ellerim hicbirsey yazmiyordu. Kalbim yaz demiyordu. Simdi actim Tanri'dan bir beyaz sayfa. Yazarsan yaz dedim. Bunlari yazdi cahil. Ben okudum.
Hayat ne sekilde olursa olsun akip gidiyor, yanina yoldakileri zaman zaman katip gidiyor. Sen seyreyle guzel, seyreyle dedi gonlum.
Hayat ne sekilde olursa olsun akip gidiyor, yanina yoldakileri zaman zaman katip gidiyor. Sen seyreyle guzel, seyreyle dedi gonlum.
8 Mayıs 2009 Cuma
Seytan
Kuran-i Kerim'i pek bilmem, sagolsunlar guzel gonullerin aktardigi bolumlerden biraz okumuslugum var. Okumama sebebim gercek manasini anlayamayacagimdan. Zamani gelince insallah onu da okumak nasip olur. Gecenlerde Kuran'daki seytanla ilgili bir bolumu okumustum.
Cocukluktan aklimda kalan seytandan farkliydi okudugum, anladigim. Bizim simdiki dille ego dedigimiz, onun diliyle seytandi. O'na secde etmemisti, cunku kendisi var olmak istiyordu. Bugunku konum bu. Konya'dan sonra hep yaziyorum birseyler oluyor diye. Guzellikleri yazdigim gibi, calkantilarimi da yazdim bol bol. Ama yine de yetmedi, bugun belli oldu. Bugun yapbozun pek cok parcasi yine tamamlandi, resmi gosterdi Yaratan.
Blogumu okumaktan vazgecen esim, tartismalarimizdan birinde orda yazan sana inanmiyorum demisti. Oyle icime oturdu ki ilk basta. Yani en cok paylasmak istedigim insan, burda yazan benim varligima inanmiyordu. Hepimizin rolleri var, ama sanirim en zor rol de insanin esinin oynadigi rol. Dunku tartismamizda ise oyle sevgisiz bakiyordu ki gozlerime, icim yine cok acidi. Ben bu kadar sevgisiz miyim diye dusundum. Ben'den baska kimsenin varligina inanmayan ben.
Sonra bugun durdum yine. Uzun zamandir durmadigim kadar. Durdum dediysem de yine cenem pek susmadi, ama kulaklarim iyi duydu bu sefer ve gozlerim gercekten gordu.
Bir aya yaklasti sanirim. Susamadigimi farkettim. Bir dostun sen artik sus! demesinde, esimin her defasinda yeter artik bir sus! demesinde, Mira'ya soyledigim her sus kelimesinde, duyuyordum nasil O'nun bana seslendigini. duyuyordum hep O'nun konustugunu. Susamiyordum ama bir turlu. Yaramaz bir cocuk gibi.
Havasi disari kacan bir balon gibiyim sanki. Icinde az hava kalinca nasil da akorsuz sesler cikararak saga sola alakasizca gider ve en sonunda pissss diye soner ve yapisir yere. Yapismama az kaldi gibi, akorsuz cikan sesimden belli. Ne oldu bilmiyorum, soyle boyle diye aciklama yapamayacagim, nasil yapabilirim ki. Ancak su kadarini biliyorum. Bir suredir, birakin kendi hayatim icindeki insanlari, bloglarini okudugum insanlarin bile hayatlarinin icine girdim.
Cocuklasma yolunda geri geri ileri giderken, birden "hayir, ben daha burdayim, yardim etmeliyim, aklimi paylasmaliyim, fikir vermeliyim, heeyy ben de biliyorum, hay allah benden daha iyi bilen yok ki, modunda dolaniyorum." Kendimi gormem yetmedi, susamadim bir turlu.
Bir yerde oturmus bu vir vir konusan sahsa Allah sana akil fikir versin diye bakiyorum. Bir yanim yeter ama daha kac yerden duyacaksin "sus" dendigini, sussana diyor. Bir yanim hala konusmaya devam etmek istiyor. Neler neler anlatiyor, ne gereksiz ozel sorular soruyor.
Sus artik, sana ne herkesin hayatindan, kendi hayatina bak once. Kendine. Gercek kendine. Kendinden baskasi yok, unuttun gittin yine biryerlerde herhalde.
Alinan mesajlar Artik sus, gozlerini kapat ki hakikati goresin. Hayatimin bu donemi Gurudev'in sayesinde Mevlana'nin pamuk ellerine emanet edilmis gorunuyor. Daha ne kadar sansli olabilirim, ama su duruma bak. Neyse ki uyumuyorum cok sukur. Ama artik susmali. Niyet budur, Allah'a emanet...
Cocukluktan aklimda kalan seytandan farkliydi okudugum, anladigim. Bizim simdiki dille ego dedigimiz, onun diliyle seytandi. O'na secde etmemisti, cunku kendisi var olmak istiyordu. Bugunku konum bu. Konya'dan sonra hep yaziyorum birseyler oluyor diye. Guzellikleri yazdigim gibi, calkantilarimi da yazdim bol bol. Ama yine de yetmedi, bugun belli oldu. Bugun yapbozun pek cok parcasi yine tamamlandi, resmi gosterdi Yaratan.
Blogumu okumaktan vazgecen esim, tartismalarimizdan birinde orda yazan sana inanmiyorum demisti. Oyle icime oturdu ki ilk basta. Yani en cok paylasmak istedigim insan, burda yazan benim varligima inanmiyordu. Hepimizin rolleri var, ama sanirim en zor rol de insanin esinin oynadigi rol. Dunku tartismamizda ise oyle sevgisiz bakiyordu ki gozlerime, icim yine cok acidi. Ben bu kadar sevgisiz miyim diye dusundum. Ben'den baska kimsenin varligina inanmayan ben.
Sonra bugun durdum yine. Uzun zamandir durmadigim kadar. Durdum dediysem de yine cenem pek susmadi, ama kulaklarim iyi duydu bu sefer ve gozlerim gercekten gordu.
Bir aya yaklasti sanirim. Susamadigimi farkettim. Bir dostun sen artik sus! demesinde, esimin her defasinda yeter artik bir sus! demesinde, Mira'ya soyledigim her sus kelimesinde, duyuyordum nasil O'nun bana seslendigini. duyuyordum hep O'nun konustugunu. Susamiyordum ama bir turlu. Yaramaz bir cocuk gibi.
Havasi disari kacan bir balon gibiyim sanki. Icinde az hava kalinca nasil da akorsuz sesler cikararak saga sola alakasizca gider ve en sonunda pissss diye soner ve yapisir yere. Yapismama az kaldi gibi, akorsuz cikan sesimden belli. Ne oldu bilmiyorum, soyle boyle diye aciklama yapamayacagim, nasil yapabilirim ki. Ancak su kadarini biliyorum. Bir suredir, birakin kendi hayatim icindeki insanlari, bloglarini okudugum insanlarin bile hayatlarinin icine girdim.
Cocuklasma yolunda geri geri ileri giderken, birden "hayir, ben daha burdayim, yardim etmeliyim, aklimi paylasmaliyim, fikir vermeliyim, heeyy ben de biliyorum, hay allah benden daha iyi bilen yok ki, modunda dolaniyorum." Kendimi gormem yetmedi, susamadim bir turlu.
Bir yerde oturmus bu vir vir konusan sahsa Allah sana akil fikir versin diye bakiyorum. Bir yanim yeter ama daha kac yerden duyacaksin "sus" dendigini, sussana diyor. Bir yanim hala konusmaya devam etmek istiyor. Neler neler anlatiyor, ne gereksiz ozel sorular soruyor.
Sus artik, sana ne herkesin hayatindan, kendi hayatina bak once. Kendine. Gercek kendine. Kendinden baskasi yok, unuttun gittin yine biryerlerde herhalde.
Alinan mesajlar Artik sus, gozlerini kapat ki hakikati goresin. Hayatimin bu donemi Gurudev'in sayesinde Mevlana'nin pamuk ellerine emanet edilmis gorunuyor. Daha ne kadar sansli olabilirim, ama su duruma bak. Neyse ki uyumuyorum cok sukur. Ama artik susmali. Niyet budur, Allah'a emanet...
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Cevap
Dun okudugum bloglari tek tek dolastim, her zaman her olayi onlardan ogrendigim bloglar simdi sus pus olmuslardi. Bir ben konusuyordum. Hala niye niye diye dolaniyordum, bir cevap bulabilme umidiyle. Yazdiklarima cevap Hakan'in sitesinden geldi. "Aslında hepimiz biriz,hem de herşey birdir; farklı gören göremeyen gözlerdedir.Gözlerini kapat ki gerçekten hakikatı göresin diyen O Mevlana’ya(K.s.) içten selamlarla." demisti. Vesile olusuna sukrediyorum.
Gozlerimi daha sik kapatmaya niyet ediyorum, kabul olur insallah...
Diger bir cevap da ntv'nin internet sayfasindan geldi. Şiddet sarmalı bir şekilde kırılmalıdır. "Mevlana'nın deyişiyle 'Kainata iki türlü bakış tarzı var: Muhalefet veya muhabbet nazarıyla bakmak'. Bütün insanlar arasındaki problemlerin temelinde sevgisizlik vardır. Halbuki tanrı aşk üzerine kainatı yaratmıştır. Hepimizin görevi, her yerde sevgi felsefesini hakim kılmaktır. Husumet yerine sevgiyi öne çıkarmalıyız, diyalogla, muhabbetle ve bilimle insanların cehaletini izale etmeliyiz."
Amin...
Gozlerimi daha sik kapatmaya niyet ediyorum, kabul olur insallah...
Diger bir cevap da ntv'nin internet sayfasindan geldi. Şiddet sarmalı bir şekilde kırılmalıdır. "Mevlana'nın deyişiyle 'Kainata iki türlü bakış tarzı var: Muhalefet veya muhabbet nazarıyla bakmak'. Bütün insanlar arasındaki problemlerin temelinde sevgisizlik vardır. Halbuki tanrı aşk üzerine kainatı yaratmıştır. Hepimizin görevi, her yerde sevgi felsefesini hakim kılmaktır. Husumet yerine sevgiyi öne çıkarmalıyız, diyalogla, muhabbetle ve bilimle insanların cehaletini izale etmeliyiz."
Amin...
5 Mayıs 2009 Salı
Insan???
Gecen yazida insan halleri konmustu baslik, su anda insan yazmaya utaniyor ellerim. Dunyanin benden yaratildigina inanan ben, Allah'in adaletine inanamadigi gunlerde bile kendini inandirabilen bu kucuk ben, her seyin bir nedeni oldugunu gonulden bilen bu miniminnacik ben, utaniyorum. Nefes alamiyorum, konusamiyorum, konusurken kalbimin dibine cokmus tas yakiyor, sizim sizim sizlatiyor. Neyi gormem gerektigi icin gitti onca can? Neyi goremedim de gitti bu katliamda?
Neyimi gosteriyor bu katliam? Katledenler kim? Nezaman cizdim onlari bu hayata, neden ?
Katlettikleri kim, karnindaki canlar daha dunyaya gelmemis, dogmus bebeler anasiz kalan. Kimlerdi? Adaleti olan bu sistemde ne etmislerdi de boyle sonlanmisti hayatlari? Ayrilmislardi analarindan, konusamiyordu dilleri? Ne etmistim de televizyonu olmayan ben, gazete okumayan ben, birden bir misafirlikte kumandayi elime almis ve tam haber saatinde televizyonu bilmeden acmis ve bildigimi diyememistim.
Mirayla konusurken, o agzinda bir esyayi bana getirince annecim kopekler boyle getiriyor, biz insaniz biz ellerimizi kullaniyoruz diyordum. Utaniyorum, diyemiyorum, insan?
Yine mi Tanri'm sana guvenmedigimi gostermeye calisiyorsun acaba?
Milyon da bir de olsa guvenmeme oranim, var mi hala da icimde yaraya tuz basarcasina, akil almaz yurek kaldirmaz orneklerle gosteriyorsun, carpiyorsun kanli tokadi suratima. SENin eline kan yakismaz, o el benim elimdir, ne zaman buladim Tanrim ben elimi kana...???
Affet, hangi dusuncede yaratildiysa, hangi ofke de beslendiyse, hangi ayriligiNda guclendiyse...
Bu son olsun Tanri'm. Yoluna basimi koydum, kalbimi, kendimi koydum. Temizle Tanri'm bu kandan bu kucucuk bedeni.
Neyimi gosteriyor bu katliam? Katledenler kim? Nezaman cizdim onlari bu hayata, neden ?
Katlettikleri kim, karnindaki canlar daha dunyaya gelmemis, dogmus bebeler anasiz kalan. Kimlerdi? Adaleti olan bu sistemde ne etmislerdi de boyle sonlanmisti hayatlari? Ayrilmislardi analarindan, konusamiyordu dilleri? Ne etmistim de televizyonu olmayan ben, gazete okumayan ben, birden bir misafirlikte kumandayi elime almis ve tam haber saatinde televizyonu bilmeden acmis ve bildigimi diyememistim.
Mirayla konusurken, o agzinda bir esyayi bana getirince annecim kopekler boyle getiriyor, biz insaniz biz ellerimizi kullaniyoruz diyordum. Utaniyorum, diyemiyorum, insan?
Yine mi Tanri'm sana guvenmedigimi gostermeye calisiyorsun acaba?
Milyon da bir de olsa guvenmeme oranim, var mi hala da icimde yaraya tuz basarcasina, akil almaz yurek kaldirmaz orneklerle gosteriyorsun, carpiyorsun kanli tokadi suratima. SENin eline kan yakismaz, o el benim elimdir, ne zaman buladim Tanrim ben elimi kana...???
Affet, hangi dusuncede yaratildiysa, hangi ofke de beslendiyse, hangi ayriligiNda guclendiyse...
Bu son olsun Tanri'm. Yoluna basimi koydum, kalbimi, kendimi koydum. Temizle Tanri'm bu kandan bu kucucuk bedeni.
1 Mayıs 2009 Cuma
Insan halleri
Dunden beri nefes alamiyorum. Swamiji'ye sorsam temizleniyorsun der. Bense Tanri'nin yoklugunda sasirmis bir insancik seklinde saga sola saldiriyorum. Tanri'nin varligi gibi yoklugununda oldugunu, maalesef vucudumun degisik hormonlar salgiladigi doneminde algilayamaz hale geliyorum. Sistem kendini kitliyor. Sonra ot, cop ne bulsam beni huzursuz ediyor. Niye okumuyormus, neden oyle bakmis, neden elini oraya koymus, niye oyle demis. Insanin ici kat kat parcalaniyor dogruyu bilip de uygulayamadiginda.
Allah'tan ne istesem bos, bana bunu uygun gormus bugun, iyisi mi kabul edeyim diyorum. Derin bir puff cikiyor yuregimden biraz aydinlandigini hissediyorum etrafimin, icimin aynasi. Yine de parcali bulutluyum, yagmur yagmaz artik, gok de gurlemez ama, deli deli esme olasiligi pusuda beklemede.
Yarin gunes acar gibi bir his de var icimde. Hadi bakalim...
Allah'tan ne istesem bos, bana bunu uygun gormus bugun, iyisi mi kabul edeyim diyorum. Derin bir puff cikiyor yuregimden biraz aydinlandigini hissediyorum etrafimin, icimin aynasi. Yine de parcali bulutluyum, yagmur yagmaz artik, gok de gurlemez ama, deli deli esme olasiligi pusuda beklemede.
Yarin gunes acar gibi bir his de var icimde. Hadi bakalim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)