Su hayatta en cok "an" icinde akip giderken birsey yaptigim icin suclandigimda kiziyorum. Oylesine ben'den uzak, oylesine kesintisizce akarken, nasil olur da ben olurum onu yapan, sen nasil "sensin suclu" dersin diye kiziyorum.
Sonra kendi kizdiklarim sucladiklarim geliyor aklima. En cok kizdiklarimi, sucladiklarimi daha bir sefkatle affediyorum. En zor gorev onlara verilmisti. Karsimda suclu konumda oturmak... ben orada oturmaya dayanamazdim, ben kacar giderdim, kuser, uzaklasirdim, korumaya calisirdim kendimi.
Kendini korumaya almadan karsimda durup, butun suclarinin agirligiyla boynu yere dusenleri affediyorum, ki affedilebileyim.
Son asamada kim affediyor, kim affediliyor bakiyorum. Kimse kalmadi O'ndan baska.
Simdi gidiyorum, tutunmadan kimseye, kar tanelerinin birinden digerine degerek, ruzgarla... Gidiyorum.
25 Ocak 2010 Pazartesi
20 Ocak 2010 Çarşamba
Uyandirdin yine sukurler olsun
"Hatırla"
("Re-member" A Handbook for Human Evolution)
Steve Rother&Grup
Akaşa Yayınları
Belki bunu da okursun bir gün. Benim elimde, zihnimde, kalbimde dört mevsime döndü bu kitap.
En son altını çizdiğim cümle şuydu;
"Bir insan ancak bir şeye yaslanıyorsa düşebilir."
demis Gevezecim ....
Bekledigim kelime geldi, icim acildi. Kimi ay tutulmasini, kimi gunesi soyluyor. Kimi gecmise, kimi gelecege suc atiyorken, durup durup bulmaya calisiyorum. Nerden geldim buraya? Nedir icinde kalakaldigim bu hal ve durum? Bakiyorum bakiyorum, konustukca batiyorum...batiyordum. Kelimeler ete bedene burunmus halime yapisirken, baska bir sey dolaniyordu icimde. Cikamiyordu. Bildigim bir seydi ama neden bu kadar da uzaga gitmisti anlamiyordum.
Sagol Gevezecim, bugun sabah bulunca, anlayinca, huzura tekrar kavusunca, tekrar O'nun kucagina sigininca, senin suretinden de geldi teyidi.
Yaslanmistim son zamanlarda iki seye. Uzun uzun anlatamam, gerek de yok, gecmis gecmiste kalmali. Yaslandigim seyleri gordum derinlerinden. Yaptigimi anladim. Bir dustum ki yine sorma gitsin. Dusunce insan anliyor genelde. Tutundugum fikirleri birakiyorum. Affina siginiyorum Tanrim senin. Senden baska seyler gordugum, etimle bedenimle yorumladigim icin affina siginiyorum. Sukur dustum, sukur uyuyakalmadim.
("Re-member" A Handbook for Human Evolution)
Steve Rother&Grup
Akaşa Yayınları
Belki bunu da okursun bir gün. Benim elimde, zihnimde, kalbimde dört mevsime döndü bu kitap.
En son altını çizdiğim cümle şuydu;
"Bir insan ancak bir şeye yaslanıyorsa düşebilir."
demis Gevezecim ....
Bekledigim kelime geldi, icim acildi. Kimi ay tutulmasini, kimi gunesi soyluyor. Kimi gecmise, kimi gelecege suc atiyorken, durup durup bulmaya calisiyorum. Nerden geldim buraya? Nedir icinde kalakaldigim bu hal ve durum? Bakiyorum bakiyorum, konustukca batiyorum...batiyordum. Kelimeler ete bedene burunmus halime yapisirken, baska bir sey dolaniyordu icimde. Cikamiyordu. Bildigim bir seydi ama neden bu kadar da uzaga gitmisti anlamiyordum.
Sagol Gevezecim, bugun sabah bulunca, anlayinca, huzura tekrar kavusunca, tekrar O'nun kucagina sigininca, senin suretinden de geldi teyidi.
Yaslanmistim son zamanlarda iki seye. Uzun uzun anlatamam, gerek de yok, gecmis gecmiste kalmali. Yaslandigim seyleri gordum derinlerinden. Yaptigimi anladim. Bir dustum ki yine sorma gitsin. Dusunce insan anliyor genelde. Tutundugum fikirleri birakiyorum. Affina siginiyorum Tanrim senin. Senden baska seyler gordugum, etimle bedenimle yorumladigim icin affina siginiyorum. Sukur dustum, sukur uyuyakalmadim.
25 Aralık 2009 Cuma
Remember - Animsa
Yukardaki youtube linkine girebiliyorsunuz diye dusundum ama megersem gorunmuyormus :) Ben Basbakan gibi bu ulkede youtube girenlerdenim :))
Siz de eminim baska yollardan girebiliyorsunuzdur, o zaman Mooji River of love diye yazarsaniz asagidaki sarkinin videosunu seyredebilirsiniz.
Mooji Jamaika asilli bir Master.
Video onunla ilgili...
This life is a dream Bu hayat bir ruya
And it will be over Ve bitecek
In a blink of an eye Bir gozkirpista
Remember who you are Animsa kim oldugunu
Remember what you are Animsa ne oldugunu
Whose life is this ? Kimin hayati bu
Whose hands are these? Kimin elleri bunlar
Whose voice is this? Kimin sesi bu
What am I? Ben neyim?
This life is just a dream Bu hayat sadece bir ruya
Om Gam Ganapataye Namah (Ganesh mantrasi)
Om Gam Ganapataye Namah
Om Gam Ganapataye Namah
This life is beautiful Bu hayat guzel
This life is horrible Bu hayat korkunc
This life is wonderful Bu hayat muhtesem
And this life is just a dream Ve bu hayat sadece bir ruya
A dream made of love Asktan olusmus bir ruya
Remember who you are Animsa Kim oldugunu
Remember what you are Animsa Ne oldugunu
Om Gam Ganapataye Namah
Om Gam Ganapataye Namah
Om Gam Ganapataye Namah
Remember You're before Animsa Sen onceydin...
Before these questions Bu sorulardan once
Before the answer Bu cevaptan.....
10 Aralık 2009 Perşembe
Tekbasinalik devam
Simdi karsima cikti, bak su tesadufe dedim. Hepsini okumaya vaktim yok malum ders calisiyorum, ama esirgemeyeyim paylasayim dedim :)
http://www.derki.com/dergi/index.php/sayi-33/yalniz-misiniz-tek-basina-mi.html
http://www.derki.com/dergi/index.php/sayi-33/yalniz-misiniz-tek-basina-mi.html
Tek-basinalik
Yazmisligim var tekbasinaligi, yalnizliktan farkini. Bugun yine Swami Chidananda'dan geldi tekbasinaligin guzelligi.
Silence is always the most real part of your being. When you are alone, you are silent. When you are alone, you are in God, and you are aware of God in you.
-Swami Chidananda
Silence is always the most real part of your being. When you are alone, you are silent. When you are alone, you are in God, and you are aware of God in you.
-Swami Chidananda
3 Aralık 2009 Perşembe
Anlasilmak
Tek derdimiz bu aslinda sanirim. Uzun bir zamandir yine deniz calkantiliydi buralarda. Simdi donup baktigimda herkesin tek derdinin bu oldugunu goruyorum. Belki de bu bizim eve mahsustur bilemem. Mira sabah geldi makarna istiyorum dedi. Ben ama kahvalti zamani annecim, ben makarna pisirmemistim dedim. Aglamaya basladi. Mira'ya kahvalti zamani ve aksam yemegi zamanini aciklarken yakaladim kendimi. Sonra diz coktum onunde sarildim simsiki. Makarna istiyorsun degil mi dedim. Evet dedi, biraz sakinlesmeye calisarak. Daha siki sarildim, cok mu seviyorsun sen makarnayi dedim. Evet dedi. Ve sessizce sarilip oturdum yaninda. Sonra sakinlestigini hissettigimde, usulca ayaga kalktim ve sofraya yurudum, elimde kahvaltiliklarla. Sonra sofraya oturdugumda Mira da yanimda oturuyordu. Elinde bir kac tane pismemis makarna. Onlari dizdi tabagina ve sonra bir guzel yapti kahvaltisini.
Bazen de soyle oluyor bizim evin hali. Gunler gunleri kovaliyor ve ben icimde yolladigim mesajlara hic cevap alamamis oluyorum. Icim mesela yorgunum cookkk diye bagirirken, disim herkesin istedigi seyleri yapabilmek icin kosturuyor. Tek bir hedefi var sevilmek. Boyle ogrenmisim ben ailemden. Birseyler yapmali, o zaman insanlar seni daha cok sever. Ve ne zaman yoldan ciksam icimde, kendimi birileri icin cilginca biseyler yaparken bulurum. Sevsinler beni. Oyle gunlerden birinde diyelim ki humus yaptim kocama cok sever diye. Aslinda onun cok sevmesi degil konu. Cok sevdigi seyi yaparsam beni sever asil konu. Iste o gunlerde mutlaka bu is benim kafama patlar. Tanri sever beni. Asla oyalamaz boyle dissal islerle. Kocamdan yerim tokadi bir guzel. O iki saat ayakta kalarak yaptigim humusu begenmez. Benim icimde kucuk bir cocuk kapatir kafasini dizlerinin ustune. Ama gorunuste asarim bir guzel suratimi. Burda secim baslar. Secim sandigimiz diyelim. Birinci secenekte esim (ki esleri bu nedenler seciyoruz) senin kucuk Uma'nin sevgiye ihtiyaci var bu siralar sanirim, der ve bana sarilip, sen humusu camurdan yapsan da ben seni seviyorum der. Sarilir, oper, oksar ve beni anlar. Ve humus tamamen konu disi kalir. Cunku tek ihtiyac sevilmektir.
Ikinci secenekte ise disariya bagimlilik tumden ekarte olmustur. Humusu yaparken bunu farkedersem, yani aslinda humusu esimden sevgi almak icin yaptigimi farkedersem, once ben kendi kendime bunu anlatip, kendimi anlayabilirim ki bu en zoru ve en kokten cozumlusu bence.
Bir diger secenekte de ben esime, biliyor musun sen humusu begenmeyince icimdeki kucuk Uma icine kapandi, uzuldu. Sanirim sevgiye ihtiyaci var diyebilirim. Bunun karsisinda esim biraz onceki davranisi secebilecegi gibi bunu reddetip ruhani veya dunyevi aciklamalarla bu verme islemini kesintiye ugratabilir. Ruhani soyle soyleyebilir; hayatim, sevgi disimizda degil ki, biz sevgiyiz. Sevgiyi benden bulamazsin, sevgi zaten icinde. Dunyevi; senin sevgiye ihtiyacin var benim yok sanki, bes saattir yollardayim...
Iste bu karmancormanlikta anlatmak istedigim suydu aslinda, dogumumuzdan bu yana tek derdimiz anlasilmak. Anlasilmadikca hep disardaki baska konseptlerle kendimizi eylemeye calisiyoruz ve sonunda da duvara tosluyoruz. Cunku disimiz baska icimiz baska.
Mira 3 yasinda. Ogrendim ki 3 yasina kadar sol beyin gelisemiyor. Yani ben istedigim kadar bak guzelim ustune onu giyersen usursun dersem diyeyim,O bunu anlayamiyor. Ancak neden, niye sorularini sormaya basladiginda bu sol beyinin gelismeye basladiginin gostergesi o zaman anlamaya basliyor, ama yavas yavas. Bu 6 yasina kadar gelisiyor. Sol beyinin gelismedigi durumlarda, sadece sag beyinle hareket eden Mira, sadece sozsuz davranislari okuyabiliyor.Yani ben icimden cok yorgunum oynamak istemiyorum diyor ama oynuyorsam, o on dakka sonra huzursuzlaniyor, bana sinirleniyor, bagiriyor, ve yapilmamasi gereken seyleri yapiyor en sonunda da ikimiz birbirimize patliyoruz. Cunku ben bence o kadar yorgun olmama ragmen onunla oynama lutfunda bulunuyorum ve buna sukretmeyen bir cocugum var. Onun da bir yanda evet bir yanda hayir mesajlari veren bir annesi.
Hep soylerim cocuklar egitmeye geliyor diye. Bizim evin Hz. Mevlana'si Mira'dir. Ya gorundugun gibi ol, ya oldugun gibi gorun der hep bize.
Bugun daha da aciga cikti hareketlerimizin mensei. Simdi bizi daha degisik gunler bekliyor. Her gun, her saat yani her an, bunu hatirlayacak kadar "farkinda" olmak...
Yeni yila girmeden, yeni bir egzersiz atildi evimize Tanri tarafindan. O nedenle cok mesguluz ailecek :)
Bazen de soyle oluyor bizim evin hali. Gunler gunleri kovaliyor ve ben icimde yolladigim mesajlara hic cevap alamamis oluyorum. Icim mesela yorgunum cookkk diye bagirirken, disim herkesin istedigi seyleri yapabilmek icin kosturuyor. Tek bir hedefi var sevilmek. Boyle ogrenmisim ben ailemden. Birseyler yapmali, o zaman insanlar seni daha cok sever. Ve ne zaman yoldan ciksam icimde, kendimi birileri icin cilginca biseyler yaparken bulurum. Sevsinler beni. Oyle gunlerden birinde diyelim ki humus yaptim kocama cok sever diye. Aslinda onun cok sevmesi degil konu. Cok sevdigi seyi yaparsam beni sever asil konu. Iste o gunlerde mutlaka bu is benim kafama patlar. Tanri sever beni. Asla oyalamaz boyle dissal islerle. Kocamdan yerim tokadi bir guzel. O iki saat ayakta kalarak yaptigim humusu begenmez. Benim icimde kucuk bir cocuk kapatir kafasini dizlerinin ustune. Ama gorunuste asarim bir guzel suratimi. Burda secim baslar. Secim sandigimiz diyelim. Birinci secenekte esim (ki esleri bu nedenler seciyoruz) senin kucuk Uma'nin sevgiye ihtiyaci var bu siralar sanirim, der ve bana sarilip, sen humusu camurdan yapsan da ben seni seviyorum der. Sarilir, oper, oksar ve beni anlar. Ve humus tamamen konu disi kalir. Cunku tek ihtiyac sevilmektir.
Ikinci secenekte ise disariya bagimlilik tumden ekarte olmustur. Humusu yaparken bunu farkedersem, yani aslinda humusu esimden sevgi almak icin yaptigimi farkedersem, once ben kendi kendime bunu anlatip, kendimi anlayabilirim ki bu en zoru ve en kokten cozumlusu bence.
Bir diger secenekte de ben esime, biliyor musun sen humusu begenmeyince icimdeki kucuk Uma icine kapandi, uzuldu. Sanirim sevgiye ihtiyaci var diyebilirim. Bunun karsisinda esim biraz onceki davranisi secebilecegi gibi bunu reddetip ruhani veya dunyevi aciklamalarla bu verme islemini kesintiye ugratabilir. Ruhani soyle soyleyebilir; hayatim, sevgi disimizda degil ki, biz sevgiyiz. Sevgiyi benden bulamazsin, sevgi zaten icinde. Dunyevi; senin sevgiye ihtiyacin var benim yok sanki, bes saattir yollardayim...
Iste bu karmancormanlikta anlatmak istedigim suydu aslinda, dogumumuzdan bu yana tek derdimiz anlasilmak. Anlasilmadikca hep disardaki baska konseptlerle kendimizi eylemeye calisiyoruz ve sonunda da duvara tosluyoruz. Cunku disimiz baska icimiz baska.
Mira 3 yasinda. Ogrendim ki 3 yasina kadar sol beyin gelisemiyor. Yani ben istedigim kadar bak guzelim ustune onu giyersen usursun dersem diyeyim,O bunu anlayamiyor. Ancak neden, niye sorularini sormaya basladiginda bu sol beyinin gelismeye basladiginin gostergesi o zaman anlamaya basliyor, ama yavas yavas. Bu 6 yasina kadar gelisiyor. Sol beyinin gelismedigi durumlarda, sadece sag beyinle hareket eden Mira, sadece sozsuz davranislari okuyabiliyor.Yani ben icimden cok yorgunum oynamak istemiyorum diyor ama oynuyorsam, o on dakka sonra huzursuzlaniyor, bana sinirleniyor, bagiriyor, ve yapilmamasi gereken seyleri yapiyor en sonunda da ikimiz birbirimize patliyoruz. Cunku ben bence o kadar yorgun olmama ragmen onunla oynama lutfunda bulunuyorum ve buna sukretmeyen bir cocugum var. Onun da bir yanda evet bir yanda hayir mesajlari veren bir annesi.
Hep soylerim cocuklar egitmeye geliyor diye. Bizim evin Hz. Mevlana'si Mira'dir. Ya gorundugun gibi ol, ya oldugun gibi gorun der hep bize.
Bugun daha da aciga cikti hareketlerimizin mensei. Simdi bizi daha degisik gunler bekliyor. Her gun, her saat yani her an, bunu hatirlayacak kadar "farkinda" olmak...
Yeni yila girmeden, yeni bir egzersiz atildi evimize Tanri tarafindan. O nedenle cok mesguluz ailecek :)
26 Kasım 2009 Perşembe
Kurban Bayrami
Kedi gibi miril miril soylenmeyi birakip, insan gibi olgun ve sus pus olmayi seciyorum.
At gibi uysal gorunup, hakikatli bir cifte atmayi birakip, insan gibi acik, ama nazik, durust ama yumusak, olani oldugu gibi ama acitmadan konusmayi seciyorum.
Yilan gibi tislamayi birakip, insan gibi huzurla oturup, sabirla dinlemeyi seciyorum.
Fil gibi unutmamayi birakip, insan gibi ani yasayip, her an'a sukretmeyi seciyorum.
Yine kedi gibi yemek verilmediginde tirmik atmayi birakip, insan gibi olup, isin aslini goremedigim anlarda da sukredilecek lutuflarin sakli oldugu gercegini her daim biliyor olmayi seciyorum.
Bu bayramda hayvan dogami kurban edip, insan gibi insan olmayi seciyorum.
At gibi uysal gorunup, hakikatli bir cifte atmayi birakip, insan gibi acik, ama nazik, durust ama yumusak, olani oldugu gibi ama acitmadan konusmayi seciyorum.
Yilan gibi tislamayi birakip, insan gibi huzurla oturup, sabirla dinlemeyi seciyorum.
Fil gibi unutmamayi birakip, insan gibi ani yasayip, her an'a sukretmeyi seciyorum.
Yine kedi gibi yemek verilmediginde tirmik atmayi birakip, insan gibi olup, isin aslini goremedigim anlarda da sukredilecek lutuflarin sakli oldugu gercegini her daim biliyor olmayi seciyorum.
Bu bayramda hayvan dogami kurban edip, insan gibi insan olmayi seciyorum.
19 Kasım 2009 Perşembe
Franz Kafka
Dilerdim ki, sen bu dunyada degil yalniz ve yalniz benim icimde var olaydin, ya da daha iyisi ben hic varolmayaydim da salt senin icinde yasasaydim. Bu dunya ikimizden biri icin cok fazla...
10 Kasım 2009 Salı
Gurudev oyle dedi...
"Every failure is a stepping-stone to success. Every
difficulty or disappointment is a trial of your real
faith. Every disease is a Karmic purgation. Every
unpleasant incident is a test of your trust in God.
Every temptation is a test of your spiritual
strength. Therefore Nil Desperandum. Be ever bold and
cheerful. March on courageously. Be sincere and
earnest in all your endeavours. March forward like a
hero." - Swami Sivananda
difficulty or disappointment is a trial of your real
faith. Every disease is a Karmic purgation. Every
unpleasant incident is a test of your trust in God.
Every temptation is a test of your spiritual
strength. Therefore Nil Desperandum. Be ever bold and
cheerful. March on courageously. Be sincere and
earnest in all your endeavours. March forward like a
hero." - Swami Sivananda
30 Ekim 2009 Cuma
Dus-tum
Rishikesh'te baslayan, neye bagli tekrarladigini bilmedigim basdonmem gecen gun tekrarladi. Bu seferki en siddetlisiydi ve en ogreticisi.
Yan yatiyordum, gozumu kapadim, ve birden donemeye basladim ama hizi inanilmazdi. Sanki bir gokdelenin tepesinden done done dusuyor gibiydim. Bagirdim ve yanimdaki masayi tuttum. BIr kac dakika sonra tekrarladi, yine korkunc bir hizla dustum. Bagirdim ve esimin kolunu tuttum sikica. Son seferinde yine ayni hizla dustum, yine bagirdim ve bu sefer esimi tutup birakmadim. Sonra kendimi seyretmeye basladim.
Bagirmistim, korkmustum. Dusmekten.
Bagirip sonra tutunmustum, korkmustum. Birakip gitmekten.
Bagirip duruyordum bitsin artik bu oyun diye, hani ?? Hala gidecek olsam bagirip, dunyaya ait olan kocama sarilip gitmeye direniyorum.
Dustugum yer neresiydi. Bagirmasam baska seyleri farkedebilir miydim?
Duserken tutmasaydim, gercekten gider miydim ?
Durdugumu sandigim yer neresiydi ki?
Oylece uzaniyordum. Vucudum uyusmus gibi, aslinda cok titresir halde.
Zihnimdeki uma'nin sesi vir vir konusuyordu. Ben dinliyordum. Uma'nin sesi, Ben'im dudaklarima dokunmuyordu bile. Uma'nin sesi kenarda bir yerde susmadan konusuyordu.
Laf edip duruyordu o an olmakta olan, daha dogrusu olmayan seylere. Beklentilerini ve beklediklerini goremediklerini konusuyordu vir vir. Su anda bana boyle olurken benim kocam, kizim vs vs diye devam ediyordu vizildamasi.
Ve Ben dusuyordum.
Uma bagiriyordu.
Korkuyordu.
Hala mi ?
Neden ?
Birakamadigin ne ?
Yan yatiyordum, gozumu kapadim, ve birden donemeye basladim ama hizi inanilmazdi. Sanki bir gokdelenin tepesinden done done dusuyor gibiydim. Bagirdim ve yanimdaki masayi tuttum. BIr kac dakika sonra tekrarladi, yine korkunc bir hizla dustum. Bagirdim ve esimin kolunu tuttum sikica. Son seferinde yine ayni hizla dustum, yine bagirdim ve bu sefer esimi tutup birakmadim. Sonra kendimi seyretmeye basladim.
Bagirmistim, korkmustum. Dusmekten.
Bagirip sonra tutunmustum, korkmustum. Birakip gitmekten.
Bagirip duruyordum bitsin artik bu oyun diye, hani ?? Hala gidecek olsam bagirip, dunyaya ait olan kocama sarilip gitmeye direniyorum.
Dustugum yer neresiydi. Bagirmasam baska seyleri farkedebilir miydim?
Duserken tutmasaydim, gercekten gider miydim ?
Durdugumu sandigim yer neresiydi ki?
Oylece uzaniyordum. Vucudum uyusmus gibi, aslinda cok titresir halde.
Zihnimdeki uma'nin sesi vir vir konusuyordu. Ben dinliyordum. Uma'nin sesi, Ben'im dudaklarima dokunmuyordu bile. Uma'nin sesi kenarda bir yerde susmadan konusuyordu.
Laf edip duruyordu o an olmakta olan, daha dogrusu olmayan seylere. Beklentilerini ve beklediklerini goremediklerini konusuyordu vir vir. Su anda bana boyle olurken benim kocam, kizim vs vs diye devam ediyordu vizildamasi.
Ve Ben dusuyordum.
Uma bagiriyordu.
Korkuyordu.
Hala mi ?
Neden ?
Birakamadigin ne ?
25 Ekim 2009 Pazar
Mektup
benden Tanri’ya;
Kanada ile ilgili surekli suphelerim var, guvensizliklerim, kaygilarim. Sana bu kadar guvenmeme ragmen neden hala bunlari hissediyorum?
Tanri’dan sana
Gunlerdir sana cevap vermek icin sabirsizlaniyordum. Senin bana zaman ayirmani bekledim. Simdi burdasin, dinliyorsun. Icine al butun soylediklerimi. Herseyin bir temizlikten ibaret oldugunu bildigin gibi, herseyin birbaska seyle kendini gosterdigini de biliyorsun. Kanada. Ne anlama geliyor senin icin Kanada. Kanadayi neden yaptin? Huzur, baris, sukunet, adalet. Ozlem duyduklarin. Hazir misin? Simdi degilsin. Cunku hala kendini bunlari alabilecek kadar temizlenmis hissetmiyorsun. Haklisin, bu surecte, bu vesileyle cikacak olan pek cok sey var. Bunlari su anda sen bile dusunemiyorsun. Goreceksin. Kendini seyredeceksin. Gozyaslarinla temizleyeceksin. Bir bir cikacak kendinden, sana ait olan ama Bana ait olmayanlar. Onlara veda edeceksin. Biraz daha bosalacaksin. Aradigin huzur baris adalet gelecek. Sen onu nerde yarattiysan orasi gibi. Sonra bunlar da bitecek. O kullandigin sifatlarin aradiklarinin orada da olmadigini anlaman icin yasaman gerekenleri yasayacaksin. Ve sonra yine bana doneceksin, sadece bana. Ben’den baska bir yer, biri, birsey olmadigini bilerek. Daima bilerek. Daima bileceksin.
Kanada ile ilgili surekli suphelerim var, guvensizliklerim, kaygilarim. Sana bu kadar guvenmeme ragmen neden hala bunlari hissediyorum?
Tanri’dan sana
Gunlerdir sana cevap vermek icin sabirsizlaniyordum. Senin bana zaman ayirmani bekledim. Simdi burdasin, dinliyorsun. Icine al butun soylediklerimi. Herseyin bir temizlikten ibaret oldugunu bildigin gibi, herseyin birbaska seyle kendini gosterdigini de biliyorsun. Kanada. Ne anlama geliyor senin icin Kanada. Kanadayi neden yaptin? Huzur, baris, sukunet, adalet. Ozlem duyduklarin. Hazir misin? Simdi degilsin. Cunku hala kendini bunlari alabilecek kadar temizlenmis hissetmiyorsun. Haklisin, bu surecte, bu vesileyle cikacak olan pek cok sey var. Bunlari su anda sen bile dusunemiyorsun. Goreceksin. Kendini seyredeceksin. Gozyaslarinla temizleyeceksin. Bir bir cikacak kendinden, sana ait olan ama Bana ait olmayanlar. Onlara veda edeceksin. Biraz daha bosalacaksin. Aradigin huzur baris adalet gelecek. Sen onu nerde yarattiysan orasi gibi. Sonra bunlar da bitecek. O kullandigin sifatlarin aradiklarinin orada da olmadigini anlaman icin yasaman gerekenleri yasayacaksin. Ve sonra yine bana doneceksin, sadece bana. Ben’den baska bir yer, biri, birsey olmadigini bilerek. Daima bilerek. Daima bileceksin.
11 Ekim 2009 Pazar
Celiskiler
Cagan Irmak'in filmine gittim gecenlerde. Sinemaya pek gitmem, kultursuz degilimdir de artik komik geliyor sinema filmini seyretmek. Mesela filmdeki sekreter cok iyi temsil edilmis dedim cikinca filmi soranlara. Yani ayni sekreter gibiydi, cok iyi gozlemci Cagan Irmak dedim. Sonra temizlikci icin ve guvenlik gorevlisi icin de ayni seyi soyledim. Iste Cagan Irmak'a verdigim prim filmindekileri ayni hayattaki gibi yansitabilmesi, derinlerde kalmis konulara dokunabilmesiydi. E biz hayatta sekreter gormussek neden yeniden sinema perdesinde seyredip cok iyi oynamis, oynatmis, senaryolastirmis diye ovelim. Iste bu sebepten sinemaya gitmem pek. Etrafimdaki oyunlari ve oyunculari seyretmek daha olaganustu benim icin. Ve hepimizde usta oyunculariz. Kimse oynadiginin farkinda degil, ya da karsisindaki onun rol yaptigini anlayamiyor bile. Oylesi muhtesemiz. Neyse nerden nereye geldim. Simdi filmi seyretmeyenlerden ozur dileyerek devam ediyorum. Filmden ciktiktan sonra soyle bir dusunce belirdi kafamda. Eger bana tecavuz edilse bebegi dogurur muyum? Esim bebegi kabul eder mi? Bebegin dunyaya gelmesinde benim de payim varken hem de? Neden bu sorular cikiverdi. Esimle soyle konusurduk biz. Iraz'in mucizevi dunyaya gelisini seyrettikten sonra eger bir kaza sonucu hamile kalirsam tekrar, asla bebegi aldiramayiz. Cunku bir bebegin ne demek oldugunu biliyoruz, tecrube ettik.
Iste bu kesin, alti cizilmis birsekilde ifade ettigimiz cumleyi cope attirtti aklima gelen dusunce. Bir bebek bu kadar kutsalken, bir tecavuzcunun bebegi kutsal olmayacak miydi? Herkes Tanri iken, Tanri'nin rizasi olmadan bir yaprak kimildamazken tecavuzcu kimdi? Bu bebek tecavuzcunun bebegi miydi Tanri'nin mi?
Ve iste sonucta suna baglandim. Soylemesi kolay pekcok seyi. Oysa hayatin icindeki kosullarinin ne oldugu asil onemlisi. Tanrim Gercekten sasmayacak gonul, kucukten buyuge olgunlasma yolunda herkese anlayis versin...
Iste bu kesin, alti cizilmis birsekilde ifade ettigimiz cumleyi cope attirtti aklima gelen dusunce. Bir bebek bu kadar kutsalken, bir tecavuzcunun bebegi kutsal olmayacak miydi? Herkes Tanri iken, Tanri'nin rizasi olmadan bir yaprak kimildamazken tecavuzcu kimdi? Bu bebek tecavuzcunun bebegi miydi Tanri'nin mi?
Ve iste sonucta suna baglandim. Soylemesi kolay pekcok seyi. Oysa hayatin icindeki kosullarinin ne oldugu asil onemlisi. Tanrim Gercekten sasmayacak gonul, kucukten buyuge olgunlasma yolunda herkese anlayis versin...
9 Ekim 2009 Cuma
Tanriya mektup devam ediyor
Uzun zaman oldu sana yazmayali, bir hafta aslinda, yine de seninle yasayarak geciyor hergunum. Sana yazmama gerek var mi seni yasarken. Insan kendinden uzakta olana yazar, kendinde olana yazan gorulmus mudur ki? Ben senden uzakta miyim bilmem ama bana soyleyecek bir sozun var midir acaba?
Sen ben yazarken bile karismaya basladin artik, kim kime yaziyor acaba? Biraz once sen bana yazdin da simdi de ben sana mi yaziyorum saniyorsun? Biliyorum sanmiyorsun ve goruyorum guldugumu gordugunu. Egleniyoruz degil mi beraber? Asma sakin o gul yuzunu. Seninle oyun cok zevkli. Kizin nereye saklandigini bilerek saklanmaktan hoslaniyor ya. Ayni seyi hissediyoruz iste. O da cocuk ben de. Once sana gozkirpip gostermek nereye saklandigimi, sonra da hadi beni bul nerdeyim diye seslenmek sana. Kizin gibiyim, kizinim. Ona iyi davran. Ofken geldiginde o ofke senin kendinden bosaltamadiklarin. O bir cocuk ayni benim gibi. Saf ama herseyi bilen. Saf olmasi aptal olmasi anlamina da gelmiyor. Zira saflastikca bileceksin daha da cok ya da daha da az. Sonunda tahmininden daha az sey biliyor olabilir misin? Olursun tabi. Ne var ki surda bilecek. Ben O’yum. Geride baska ne sir var, ne sirdas. Bir tek bu. Unutma. Gece olunca uyu, bilerek uyu. Sabah olunca uyan ama bilerek. Araba kullanirken, yemek pisirirken, canin sikilirken, kitap okurken, sinava girerken. Baska birsey gerekli degil. Unutma. Hani rahatsiz olmustun ya Ataturk her “beni hatirlayiniz” dediginde. Hatirlanacak tek bir gercek var. Gercek binlerce olmaz. Gercek bir tanedir. Tipki Ben gibi. Ama suretleri binlerce olabilir. Ama aslolan sadece Bir gercek vardir. Hic unutma. Yapacak hicbir seyin yok. Herseyi senin adina yapiyorum zaten. Sen sadece katilimcisin. Kaderi degistiremezsin ama kadere bakisini degistirebilirsin daima. Simdi git uyu. Uyanik olarak.
Sen ben yazarken bile karismaya basladin artik, kim kime yaziyor acaba? Biraz once sen bana yazdin da simdi de ben sana mi yaziyorum saniyorsun? Biliyorum sanmiyorsun ve goruyorum guldugumu gordugunu. Egleniyoruz degil mi beraber? Asma sakin o gul yuzunu. Seninle oyun cok zevkli. Kizin nereye saklandigini bilerek saklanmaktan hoslaniyor ya. Ayni seyi hissediyoruz iste. O da cocuk ben de. Once sana gozkirpip gostermek nereye saklandigimi, sonra da hadi beni bul nerdeyim diye seslenmek sana. Kizin gibiyim, kizinim. Ona iyi davran. Ofken geldiginde o ofke senin kendinden bosaltamadiklarin. O bir cocuk ayni benim gibi. Saf ama herseyi bilen. Saf olmasi aptal olmasi anlamina da gelmiyor. Zira saflastikca bileceksin daha da cok ya da daha da az. Sonunda tahmininden daha az sey biliyor olabilir misin? Olursun tabi. Ne var ki surda bilecek. Ben O’yum. Geride baska ne sir var, ne sirdas. Bir tek bu. Unutma. Gece olunca uyu, bilerek uyu. Sabah olunca uyan ama bilerek. Araba kullanirken, yemek pisirirken, canin sikilirken, kitap okurken, sinava girerken. Baska birsey gerekli degil. Unutma. Hani rahatsiz olmustun ya Ataturk her “beni hatirlayiniz” dediginde. Hatirlanacak tek bir gercek var. Gercek binlerce olmaz. Gercek bir tanedir. Tipki Ben gibi. Ama suretleri binlerce olabilir. Ama aslolan sadece Bir gercek vardir. Hic unutma. Yapacak hicbir seyin yok. Herseyi senin adina yapiyorum zaten. Sen sadece katilimcisin. Kaderi degistiremezsin ama kadere bakisini degistirebilirsin daima. Simdi git uyu. Uyanik olarak.
4 Ekim 2009 Pazar
Tanriyla mektuplasma 3
Sevgili Tanrim,
Neden disimizda oldugunu sandigim insanlar birbirleri ile konusurken ben icimden, sessizce onlari duzeltiyorum?
Tanridan sana,
Biliyorsun ki ne duzelten var, ne duzeltilen. Bunun da senin iluzyonun oldugunu deneyimleme zamanin. Sen onlari icinde de olsa duzeltirken gormeni istedigim, bu oyunun sonunun geldigi. Sen sadece beni, sadece sevgiyi kosulsuzca istediginde, gordugun manzara da bu olacak. Icine bak, duzelttigin kim? Hala bazi seyleri bilip bazilarini bilmedigine inanan bir sen olmasa, disarda bilmeyenler olmazdi ve sen bildigini sanmazdin. Sen herseyi biliyorsun ve gereken her bilgi ihtiyacin olan anda sana sunuluyor. Kendini kucumsemeyi birakirsan, baskalarinin bilgisizligini yargilamazsin.
Sevgili Tanrim,
Icim bombos. O kadar cok konusup yazdim ki seni simdi sessizce dizlerinin dibinde oturmaktayim. Basimi koydum ve dinliyorum o essiz sarkini. Ne diyorsun bu sefer?
Tanridan sana,
Bak, benim gozumle bak. Yildizlar sarki soyluyor, guller sarki soyluyor. Kufurler soyluyor, kuller soyluyor. Bitmeyen senfoni bu. Bildiginde bitecek saniyorsun, oysa bildigin sadece kim oldugun olacak. Ogrenecegin ise bu sarkinin hic bitmeyecegi. Her zaman bu oyun bitsin artik diyorsun. Ogreneceksin sonumun asla olmadigini. Elini kalbine koydugunda degdigin o titreyen yerdeyim. Ve otesinde. Orasi oyle kucuk gorunuyor ki sana ve oyle sinirsiz benim gozumle.
Neden disimizda oldugunu sandigim insanlar birbirleri ile konusurken ben icimden, sessizce onlari duzeltiyorum?
Tanridan sana,
Biliyorsun ki ne duzelten var, ne duzeltilen. Bunun da senin iluzyonun oldugunu deneyimleme zamanin. Sen onlari icinde de olsa duzeltirken gormeni istedigim, bu oyunun sonunun geldigi. Sen sadece beni, sadece sevgiyi kosulsuzca istediginde, gordugun manzara da bu olacak. Icine bak, duzelttigin kim? Hala bazi seyleri bilip bazilarini bilmedigine inanan bir sen olmasa, disarda bilmeyenler olmazdi ve sen bildigini sanmazdin. Sen herseyi biliyorsun ve gereken her bilgi ihtiyacin olan anda sana sunuluyor. Kendini kucumsemeyi birakirsan, baskalarinin bilgisizligini yargilamazsin.
Sevgili Tanrim,
Icim bombos. O kadar cok konusup yazdim ki seni simdi sessizce dizlerinin dibinde oturmaktayim. Basimi koydum ve dinliyorum o essiz sarkini. Ne diyorsun bu sefer?
Tanridan sana,
Bak, benim gozumle bak. Yildizlar sarki soyluyor, guller sarki soyluyor. Kufurler soyluyor, kuller soyluyor. Bitmeyen senfoni bu. Bildiginde bitecek saniyorsun, oysa bildigin sadece kim oldugun olacak. Ogrenecegin ise bu sarkinin hic bitmeyecegi. Her zaman bu oyun bitsin artik diyorsun. Ogreneceksin sonumun asla olmadigini. Elini kalbine koydugunda degdigin o titreyen yerdeyim. Ve otesinde. Orasi oyle kucuk gorunuyor ki sana ve oyle sinirsiz benim gozumle.
Tanriyla mektuplasma 2
Beyond our ideas of right-doing and wrong-doing,
there is a field. I’ll meet you there.
When the soul lies down in that grass,
the world is too full to talk about.
Ideas, language, even the phrase ‘each other’
doesn’t make sense any more.
"Yanlış ve doğru hakkındaki fikirlerimizin ötesinde bir alan var.Sizinle orada buluşacağım.Çimenlerin arasına uzandığımızda,dünyanın doğru-yanlış fikirlerinize ihiyacı olmadığını göreceksiniz. Fikirler, dil, ve hatta birbirimiz cumlesi bile hic bir anlam tasimaz." Mevlana
Sabah barbunya pisirirken (bu arada ya barbunya ayikliyorum ya pisiriyorum, goren baska bir sey yemiyoruz sanacak:) Mevlana'nin bu bolumunu Gloria'ya emaille yollayayim diye dusundum. Seminere gittim. Gloria size birsey okumak istiyorum diyerek bu bolumu okudu. Guldum :)
Seminerin sonunda bir arkadas beni cagirip, Gloria ile kendisine cevirmenlik yapmami rica etti. O sirada bize semineri ceviren arkadas gelmisti. Bir karmasa oldu, lutfen sen cevir, ben sen yoksun diye cagirildim dedim ama bir israr oldu ve ben cevirmek durumunda kaldim. Soyle basladi. Gloria'ya sorar misin Turkiye'deki Meryem Ana'nin yerinden haberdar mi? Gulmeye basladim yine, cunku ona Meryem Ana'yi nasil annem tayin edisimi anlatmak istemistim ilk seminer gununde. Icimdeydi ama gerek yok herhalde diye dusunmustum. Sonra bu arkadas Meryem Ana'ya giden arkadasina bir tespih ismarlamis. Bir suredir o tespihle geziyormus ama bir yandan da kendisine ait olmadigini hissediyormus. Sonra bu sabah "Tespihi ona ver, sahibi Gloria" demisler. Ona mesaj getirenler. Ve tespih Gloria'ya gitti... Annemdendi...
there is a field. I’ll meet you there.
When the soul lies down in that grass,
the world is too full to talk about.
Ideas, language, even the phrase ‘each other’
doesn’t make sense any more.
"Yanlış ve doğru hakkındaki fikirlerimizin ötesinde bir alan var.Sizinle orada buluşacağım.Çimenlerin arasına uzandığımızda,dünyanın doğru-yanlış fikirlerinize ihiyacı olmadığını göreceksiniz. Fikirler, dil, ve hatta birbirimiz cumlesi bile hic bir anlam tasimaz." Mevlana
Sabah barbunya pisirirken (bu arada ya barbunya ayikliyorum ya pisiriyorum, goren baska bir sey yemiyoruz sanacak:) Mevlana'nin bu bolumunu Gloria'ya emaille yollayayim diye dusundum. Seminere gittim. Gloria size birsey okumak istiyorum diyerek bu bolumu okudu. Guldum :)
Seminerin sonunda bir arkadas beni cagirip, Gloria ile kendisine cevirmenlik yapmami rica etti. O sirada bize semineri ceviren arkadas gelmisti. Bir karmasa oldu, lutfen sen cevir, ben sen yoksun diye cagirildim dedim ama bir israr oldu ve ben cevirmek durumunda kaldim. Soyle basladi. Gloria'ya sorar misin Turkiye'deki Meryem Ana'nin yerinden haberdar mi? Gulmeye basladim yine, cunku ona Meryem Ana'yi nasil annem tayin edisimi anlatmak istemistim ilk seminer gununde. Icimdeydi ama gerek yok herhalde diye dusunmustum. Sonra bu arkadas Meryem Ana'ya giden arkadasina bir tespih ismarlamis. Bir suredir o tespihle geziyormus ama bir yandan da kendisine ait olmadigini hissediyormus. Sonra bu sabah "Tespihi ona ver, sahibi Gloria" demisler. Ona mesaj getirenler. Ve tespih Gloria'ya gitti... Annemdendi...
3 Ekim 2009 Cumartesi
Tanri dedi ki
Niyet et, sor, bekle. Bekle O konusana kadar sonra cevabi dokuluveriyor kagida. Banu, Esra, Engin, Yildiz, Jale vd. bazen zihnim yazdi sanirim diye suphe etseler de bugun Tanri sadece dun yazdigim aziz ve azizeler tarafindan degil biz siradan insanlar tarafindan da duyuldu, yazildi. Sadece Hz Muhammed'e Isa'ya degil herkese konustugunu kanitladi bugun.
Yazisma kismina gecmeden once kisa bir nefes calismasi yaptik. O sirada icimden bir ses duydum, tanidigim bir ses. Swamiji'nin ki degil ama. "Raise" dedi. cok komik simdi sozlukte yazilisina emin olmak icin baktigimda baska bir seyi farkettim. Icimdeki ses "rayz" dedi. Ben bunu mektuplasma kisminda Tanri'ya sordum. Ne demek istedin diye. Ve ben yukarda yazdigim gibi telaffuz ettim. Ayaga kalk anlaminda sandim, duydugum kelimeyi. Oysa simdi sozlukte bakinca yazdigim haline "yukselt" demekmis.
Neyse ben sorumu sordum. O cevap verdi. Yazdigim yazi ayni sekliyle asagidaki gibiydi:
Sevgili Tanrim,
Ayaga kalktik, icime seni cektim, disari evreni kustum.
Icime seni aldim, disimda dunyayi yarattim.
Ellerimi aldin, bedenim sende dimdikti.
Icimden geldi yine sesin, "Raise" dedin. Ne demek istedin?
Tanridan sana,
Yillardir asagilardasin. Oysa sen benim yanibasimdasin. Asagida kaldikca gorduklerin seni hayalkirikligina ugratti. Uzdu, aglatti. Simde iste o zamandir. Artik gunu geldi. Karsinda oturan Gloria. Zafer sarkisini hatirla. Iste o sana bu zafer anini mujdelemek icin geldi. Senin icin geldi. Elinden tutup benim yanima cikarmak icin geldi. Zaten biliyorsun kim oldugunu. Zaten dokunuyorsun bana. Ama hep sen asagida ben yukarda. Degilim aslinda. Simdi zamanidir. "Raise"
Oldugum yerde aci yok, uzuntu yok, hersey adil. Hersey enguzeli. Bildigini biliyorum. Acilarin otesini artik gordugunu de. Ama bilmek ile olmak ayni degil. Simdi zaman o zamandir. Olmak zamani. "Raise"
Yazisma kismina gecmeden once kisa bir nefes calismasi yaptik. O sirada icimden bir ses duydum, tanidigim bir ses. Swamiji'nin ki degil ama. "Raise" dedi. cok komik simdi sozlukte yazilisina emin olmak icin baktigimda baska bir seyi farkettim. Icimdeki ses "rayz" dedi. Ben bunu mektuplasma kisminda Tanri'ya sordum. Ne demek istedin diye. Ve ben yukarda yazdigim gibi telaffuz ettim. Ayaga kalk anlaminda sandim, duydugum kelimeyi. Oysa simdi sozlukte bakinca yazdigim haline "yukselt" demekmis.
Neyse ben sorumu sordum. O cevap verdi. Yazdigim yazi ayni sekliyle asagidaki gibiydi:
Sevgili Tanrim,
Ayaga kalktik, icime seni cektim, disari evreni kustum.
Icime seni aldim, disimda dunyayi yarattim.
Ellerimi aldin, bedenim sende dimdikti.
Icimden geldi yine sesin, "Raise" dedin. Ne demek istedin?
Tanridan sana,
Yillardir asagilardasin. Oysa sen benim yanibasimdasin. Asagida kaldikca gorduklerin seni hayalkirikligina ugratti. Uzdu, aglatti. Simde iste o zamandir. Artik gunu geldi. Karsinda oturan Gloria. Zafer sarkisini hatirla. Iste o sana bu zafer anini mujdelemek icin geldi. Senin icin geldi. Elinden tutup benim yanima cikarmak icin geldi. Zaten biliyorsun kim oldugunu. Zaten dokunuyorsun bana. Ama hep sen asagida ben yukarda. Degilim aslinda. Simdi zamanidir. "Raise"
Oldugum yerde aci yok, uzuntu yok, hersey adil. Hersey enguzeli. Bildigini biliyorum. Acilarin otesini artik gordugunu de. Ama bilmek ile olmak ayni degil. Simdi zaman o zamandir. Olmak zamani. "Raise"
2 Ekim 2009 Cuma
Tanri ile mektuplasma
Sabah uyandim, icimde bir sizi. Ilik ilik kasiyan bir sizi ama kotu degil. Swamiji icin bu sizi. Gozlerimin onune getirdim guzel yuzunu ve "Seni cok ozledim, keske sesini duysam, keske seninle konusabilsem, oyle siradan konusma degil dedigim, O'nun gercekligini anlatsan yine bana, ben dinlesem" dedim. Sonra yataktan kalktim asagi indigimde birden aklima geldi. Yarin Tanriyla mektuplasma semineri vardi, ve ben son gune kadar bekleyecegim eger kismet olursa giderim demistim. Ve bugun son gundu. Tanriyla mektuplasma seminerinin icerigi kendinizi bir yana birakip, O'nun eli olmakti. Heavens letter'in yazari Gloria Wendroff verecekti semineri. Iki dolu gun. Heavens letter yillardir hergun kendisi tarafindan yazilan ama hic de Gloria diye birinin yazacagi mektuplara benzemeyen mektuplardi. Hep belliydi O'nun sozleri oldugu.
Durdum, guldum, Swamiji'nin sesini duymayi neden istedigimi anladim. Yarin gidiyorum. Arada duydugum, ama duyamadigimda da cok ozledigim sesi nasil duyacagimi dinlemeye. Swamiji'nin sesini, Mevlana'nin sesini, Ma Ananda Mayi'nin, Siddhi Ma'nin, Neem Karoli Baba'nin, Gurudev'in sesini...O'nun sesini.
Bugun seminer icin gereken odemeyi yaptiktan sonra kapitalist dunyanin yarattigi alisveris merkezlerinden birinde, hic dusunmeyecegim dukkanlarda, O'ndan neler neler geldi, bana neler neler dedi, agladi kalbim, guldu kalbim :) Sukur varligina, sukur kabul edisine huzuruna...
Durdum, guldum, Swamiji'nin sesini duymayi neden istedigimi anladim. Yarin gidiyorum. Arada duydugum, ama duyamadigimda da cok ozledigim sesi nasil duyacagimi dinlemeye. Swamiji'nin sesini, Mevlana'nin sesini, Ma Ananda Mayi'nin, Siddhi Ma'nin, Neem Karoli Baba'nin, Gurudev'in sesini...O'nun sesini.
Bugun seminer icin gereken odemeyi yaptiktan sonra kapitalist dunyanin yarattigi alisveris merkezlerinden birinde, hic dusunmeyecegim dukkanlarda, O'ndan neler neler geldi, bana neler neler dedi, agladi kalbim, guldu kalbim :) Sukur varligina, sukur kabul edisine huzuruna...
30 Eylül 2009 Çarşamba
Kara bulutlar
Bayram tatili oncesi, havaalani yolundayiz. Yolun solundaki gri bulutlari gosteriyorum Mira'ya. O gri bulutlarin oldugu yere yagmur yagdigini soyluyorum, ustune konusuyoruz. Mira'nin yagmurla ilgili kitabi var, minik kitap ezberinde. Yagmur evleri yikadi, agaclari yikadi, cevre tertemiz oldu diye tekrar ediyoruz ezberindeki kitabi. Yagmur bilgimizi pekistiriyoruz. An durdu yine baktirdi beni bulutlara. Simsiyahlardi bulutlar, korkutucu gorunuyorlardi uzaktan ve karanlik ama buyuleyici bir guzelligi vardi. Kotu olaylarin ust uste geldigi donemlerde soylenen sozu animsadim. Basinda yine karabulutlar geziyor. Oysa karabulutlar yagmur yagacagi icin geziyordu ve temizleyecegi icin. Hep biliyordum ama yine yeniledim bilincimden gelen goruntuyle. Kara bulut geliyordu, digerlerinin kotu diyecegi olaylar oluyordu, sonra yagmur yagiyordu ve temizliyordu.
Sukur gelen butun kara bulutlara. Devaminda yagan yagmura, arada sizan gunes isigindan dogan gokkusagina... Sukur bana gosterilen o tabloyu goren goze, gozu verene....
Sukur gelen butun kara bulutlara. Devaminda yagan yagmura, arada sizan gunes isigindan dogan gokkusagina... Sukur bana gosterilen o tabloyu goren goze, gozu verene....
20 Eylül 2009 Pazar
Gunun Sozu
In this long journey towards immortality, you are only required to attend to one day at a time.
Swami Chidananda
Swami Chidananda
12 Eylül 2009 Cumartesi
Admit It and Change Everything - Rumi
Admit It and Change Everything
Define and narrow me, you starve yourself of yourself.
Nail me down in a box of cold words, that box is your coffin.
I do not know who I am.
I am in astounded lucid confusion.
I am not a Christian, I am not a Jew, I am not a Zoroastrian,
And I am not even a Muslim.
I do not belong to the land, or to any known or unknown sea.
Nature cannot own or claim me, nor can heaven,
Nor can India, China, Bulgaria,
My birthplace is placelessness,
My sign to have and give no sign.
you say you see my mouth, ears, nose--they are not mine.
I am the life of life.
I am that cat, this stone, no one.
I have thrown duality away like an old dishrag,
I see and know all times and worlds,
As one, one, always one.
So what do I have to do to get you to admit who is speaking?
Admit it and change everything!
This is your own voice echoing off the walls of God.
(Rumi, 1207 - 1273 AD)
Define and narrow me, you starve yourself of yourself.
Nail me down in a box of cold words, that box is your coffin.
I do not know who I am.
I am in astounded lucid confusion.
I am not a Christian, I am not a Jew, I am not a Zoroastrian,
And I am not even a Muslim.
I do not belong to the land, or to any known or unknown sea.
Nature cannot own or claim me, nor can heaven,
Nor can India, China, Bulgaria,
My birthplace is placelessness,
My sign to have and give no sign.
you say you see my mouth, ears, nose--they are not mine.
I am the life of life.
I am that cat, this stone, no one.
I have thrown duality away like an old dishrag,
I see and know all times and worlds,
As one, one, always one.
So what do I have to do to get you to admit who is speaking?
Admit it and change everything!
This is your own voice echoing off the walls of God.
(Rumi, 1207 - 1273 AD)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)