27 Aralık 2010 Pazartesi

Huzun

Bir sihirli degnegim olsun istiyorum. Icinde yeterince peri tozu. Butun herkes uyurken ben uyanik, silkelemek istiyorum peri tozunu butun dunyanin uzerine. Ve bu tozla huznu ebediyyen ortadan kaldirmak istiyorum.

Yazani uzen, okuyani uzen, kalplerimizi avuclarinin icine alip, caani bir gulumsemeyle yuzumuze bakip, yeterince acittim mi diyen huznu, silmek istiyorum dunyadan ve her bir canlinin hafizasindan. Silinsin ki kimse animsayamasin, kalbimizde acilmis o kesiklerin nedenlerini. Animsayamayinca, yaralar yavas yavas kapanacak, ustunu pembe kaymak sevgi saracak.

Istiyorum. Tanri'yi istedigimin yaninda bunu da istiyorum. Huznu, bu dunyadan kaldirmak istiyorum.

Huznu silinen kullar, ellerine kalemlerini aldiklarinda, ya da uzattiklarinda parmaklarini klavyeye, belki ne yazacaklarini sasiracaklar bir sure. Ne yazacagini bilemeyenler, belki de birseyler dinlemek isteyecekler, "yaz" gelsin diye. Ama kulaklari da alisik oldugu o tiniyi bulamayacak, cunku huznu silecegim bir gece, herkes uyurken. Kulaklari duymayan, hafizasinda da yeri olmayan huzun cikamayacak disari bir daha. Yerini neyle dolduracagiz? Nasil besleyecegiz egolarimizi. Ego mutsuzlugu sever, aciyi sever. Olumu degil, yasamayi sever; kanaya kanaya yasamayi ama.
Biliyoruz yeri neyle dolacak. Umutla, askla, sevgiyle, paylasimla, neseyle, huzurla dolacak. Bir huzun kelimesi yerini binlerce kelebek kanatli, peri tozlu kelimeye birakacak.
Inanmayan varsa denesin, bunun da denemesi bedava.
Icimize fazladan gunes dogar hem bu vesileyle...
Tanri'nin bahsettigi sihirleri aydinlik kelimeler icin kullandigimiz gunler baslasin artik...!

12 yorum:

novella / विश्व dedi ki...

hüzün mayamdı benim, bu yüzden sanırım içi hüzün kokan dışında güneşler açan kadın demiştim vakti zamanında kendime.
ama şimdi bakıyorum da, içimde açan güneşleri, dışımdaki gökkuşakları çevreliyor ve ben arasıra yağan yağmurumun keyfini çıkarıyorum. yüreğime şemsiye tutmayı da öğrendim. bu değişimin zamanı gelmişti belki ama periyi ve tozunu hiç unutmuyorum.
seni seviyorum...
yeni yıl yeni bir gün gibi, her sabah güneşle uyanmayı bilmeli.

sufi dedi ki...

HU=Allah'tan dolayı,HU- ZAN da mı olanlar HU-ZUN lu acaba?Ben de aynı duygular içindeydim uzun bir süre.
O sihirli değneğinle peri tozlarını serpmişsin, bizlere de ulaşmış demek ki dün geceden beri nedensiz mutluyum içimdeki pembeliklerle.Hatta rüyamda çeşit çeşit çiçekler işli "cennet yastıklarımı" bile teslim aldım dün gece. Hatta Cem senden bana yansıyor bu hüzün derken o da neşelendi bir anda sayende ellerin hakkın eli olmuş ne güzel hepimizi sihirli tozunla yıkadın, sen de yıkanasın inşaallah, şükürler olsun sevgimle.

beenmaya dedi ki...

içimize fazladan güneş doğsun elbette kim istemez ki. isteğin isreğim, dileğin dileğimdir...

ama bir de ben gibiler vardır hani bir yerlerden bulur da benzeri bir şeyi adını hüzün değil de koyar başka bir şey ve batırıverirse o doğan güneşleri yeniden...

Uma dedi ki...

Novella'cim tanri doldukca huzun kalmaz. Neye huzunlenecegiz ki? Tanri bilincimiz eksilip ego baskinlastigi anlarda huzunlerimiz artiyor. Orda da dogru yere bakarsak onu da halledecegiz insallah.
Suficim ne guzel anlatmissin. Degnek bana verildiginde once kendimi yikadim peri tozuyla, niyet ettim, amin demissin duydum.
Maya'cim, adini aldigin anlarda sen de benim gibi unutuyorsun herhalde. Illuzyona kapilip gozyaslarinin icinde boguluyorsun benim gibi. Sabah dogan gunes, aksam batar, gece karanlik olur, ama icinde bilirsin simdi karanlik olsa da sabaha gunes dogacak. Bilir beklersin, ister aglayarak beklersin, ister guvenirsin Tanri'ya su an uzulsem de biliyorum herseyi benim iyiligim icin duzenledi o dersin ve uyursun huzur icinde, huzun eksilir boyle oldukca git gide...

Pinhan dedi ki...

hüzünlerim bazen egomu besleyen birer malzeme oluyor ya cok içerliyorum oyle zamanlarda kendime, kızıyor, ayıplıyorum... acıları duyup, okuyup, ağlayıp, içki masalarına meze yapıp ağlayıp yaşıyorum ya, başka ne yapıyorum, kim duyuyor?? hiç, ben duyarlı olmuş oluyorum o zaman, egomu öne çıkarıp o insanlar için üzülmüş oluyorum. Ne büyük yanılgı... O'nun olduğu yerde hüzün yok değil mi Umacım, bunu daha sık hatırlatmalıyım kendime...
dun gece rüyamda, tanselle ayaklarımızı sallamış oturuyorduk bir yerde. sonra eşin ve mira geldi yanımıza, çok yakınımıza oturdular, sevindim onları gördüğüme, ikisi de çok mutlu ve huzurlu görünüyorlardı. sonra mira bize şirinlik yaptı, bir şeyler anlatmaya çalıştı.. sonra Türkçeyi düzgün konuşamadığını gördüm, herhalde unutacak diye uzuldum içimden... rüyadan uyandığımda soruyordum kendime, neyi kaybetmekten korkuyorsun Pinhanım:)

Uma dedi ki...

Onemli olan hep gormek Pinhan'cim, eninde sonunda gormek. Baska biseyin onemi yok :) Ayni dili konusamamaktan, anlasilamamaktan korkuyordun, korkuyorsun :) hepimiz gibi :)
Operim guzel kalbinden...

sufi dedi ki...

Ben den değil ondan ona dokunsun mutluluk değneği, saçılsın senin de başından sihirli peri tozları.Himmeti üzerimizde aşkı yüreğimizde çoğalsın, sevgilerimle hümam.Tontini

Uma dedi ki...

Amin Tontinicim :) Sevdiklerinle guzel gunler olsun yasayacaklarin, hakkiyla, hakla :)

Oda ve Duvar dedi ki...

"Tanrı acı çekmez; hem neden çeksin ki? Bunun için peygamberleri, havarileri, ermişleri ve günahkarları var." (Mehmet Eroğlu, Zamanın Manzarası, s. 43)
Böyle de diyebiliriz, tanrının acıdan doğan bütün hüzünlerin kaynağı ve seyircisi olduğunu da ekleyebiliriz. Ve burada bir farkı fark edebiliriz sevgili Uma, bütün hüzünler acıdan ve mutsuzluktan doğmaz. Bir çocuğun doğumu da hüzünlüdür, bir manzaranın güzelliği de...
Farkı yazıp tanrının acından doğan bütün hüzünlerin yaratıcısı olduğunu ekleyebiliriz. Acıdan doğan bütün hüzünlerden sonra tanrıya inancımızı sorgulayabilir, "Auschwitz'den sonra Tanrı öldü." deriz sonra. Çünkü "tanrı, parmağını bile kıpırdatmadı" öyle değil mi? "Sadece seyretti..." Çünkü tanrı bir zavallıdır. Üstelik hüzünlenmeyi bile bilmeyen, bilemeyecek olan bir zavallı.
Oysa insan, hüzünlenir. Hüzün pek çok mutluluğun, sevincin, hatta yaşamın ve insan olmanın kaynağıdır. Hüzün doğurgandır ve tanrıdan daha yaratıcıdır...
Bir tozum olsaydı, tanrıyı toz ederdim...
Sevgilerimle...

Uma dedi ki...

Sevgili Dogan,
O bahsettigin Tanri, burda alisveris merkezinde 99 cent'e satiliyor, sen toz edebilirsin, istedigin gibi :)

Oda ve Duvar dedi ki...

Neyi kastettiğini anlamadım ama hiçbir tanrı 99 cent etmez... Ya da ucuz mal alacak kadar zengin bir adam değilim ben :)

Uma dedi ki...

Konustugun tanri, yani huzun kendinde daha yaratici olan, senin toz ettigin tanriyi demistim, 99 cent diye. Senin almadigina eminim o tanriyi, toz edebilme gucun olduguna gore :)
Huzun Tanrinin dogasi degil. Bence huzun insanin dogasi da degil.
Bence huzun insana ait bile degil.
Yani tamamen ben'ce...