8 Mayıs 2009 Cuma

Seytan

Kuran-i Kerim'i pek bilmem, sagolsunlar guzel gonullerin aktardigi bolumlerden biraz okumuslugum var. Okumama sebebim gercek manasini anlayamayacagimdan. Zamani gelince insallah onu da okumak nasip olur. Gecenlerde Kuran'daki seytanla ilgili bir bolumu okumustum.
Cocukluktan aklimda kalan seytandan farkliydi okudugum, anladigim. Bizim simdiki dille ego dedigimiz, onun diliyle seytandi. O'na secde etmemisti, cunku kendisi var olmak istiyordu. Bugunku konum bu. Konya'dan sonra hep yaziyorum birseyler oluyor diye. Guzellikleri yazdigim gibi, calkantilarimi da yazdim bol bol. Ama yine de yetmedi, bugun belli oldu. Bugun yapbozun pek cok parcasi yine tamamlandi, resmi gosterdi Yaratan.
Blogumu okumaktan vazgecen esim, tartismalarimizdan birinde orda yazan sana inanmiyorum demisti. Oyle icime oturdu ki ilk basta. Yani en cok paylasmak istedigim insan, burda yazan benim varligima inanmiyordu. Hepimizin rolleri var, ama sanirim en zor rol de insanin esinin oynadigi rol. Dunku tartismamizda ise oyle sevgisiz bakiyordu ki gozlerime, icim yine cok acidi. Ben bu kadar sevgisiz miyim diye dusundum. Ben'den baska kimsenin varligina inanmayan ben.
Sonra bugun durdum yine. Uzun zamandir durmadigim kadar. Durdum dediysem de yine cenem pek susmadi, ama kulaklarim iyi duydu bu sefer ve gozlerim gercekten gordu.
Bir aya yaklasti sanirim. Susamadigimi farkettim. Bir dostun sen artik sus! demesinde, esimin her defasinda yeter artik bir sus! demesinde, Mira'ya soyledigim her sus kelimesinde, duyuyordum nasil O'nun bana seslendigini. duyuyordum hep O'nun konustugunu. Susamiyordum ama bir turlu. Yaramaz bir cocuk gibi.
Havasi disari kacan bir balon gibiyim sanki. Icinde az hava kalinca nasil da akorsuz sesler cikararak saga sola alakasizca gider ve en sonunda pissss diye soner ve yapisir yere. Yapismama az kaldi gibi, akorsuz cikan sesimden belli. Ne oldu bilmiyorum, soyle boyle diye aciklama yapamayacagim, nasil yapabilirim ki. Ancak su kadarini biliyorum. Bir suredir, birakin kendi hayatim icindeki insanlari, bloglarini okudugum insanlarin bile hayatlarinin icine girdim.
Cocuklasma yolunda geri geri ileri giderken, birden "hayir, ben daha burdayim, yardim etmeliyim, aklimi paylasmaliyim, fikir vermeliyim, heeyy ben de biliyorum, hay allah benden daha iyi bilen yok ki, modunda dolaniyorum." Kendimi gormem yetmedi, susamadim bir turlu.
Bir yerde oturmus bu vir vir konusan sahsa Allah sana akil fikir versin diye bakiyorum. Bir yanim yeter ama daha kac yerden duyacaksin "sus" dendigini, sussana diyor. Bir yanim hala konusmaya devam etmek istiyor. Neler neler anlatiyor, ne gereksiz ozel sorular soruyor.
Sus artik, sana ne herkesin hayatindan, kendi hayatina bak once. Kendine. Gercek kendine. Kendinden baskasi yok, unuttun gittin yine biryerlerde herhalde.
Alinan mesajlar Artik sus, gozlerini kapat ki hakikati goresin. Hayatimin bu donemi Gurudev'in sayesinde Mevlana'nin pamuk ellerine emanet edilmis gorunuyor. Daha ne kadar sansli olabilirim, ama su duruma bak. Neyse ki uyumuyorum cok sukur. Ama artik susmali. Niyet budur, Allah'a emanet...

5 yorum:

sufi dedi ki...

Hüma kuşum;
Kuran'daki şeytan tanımlamasından, Mevlana'nın pamuk ellerine teslim edilişine kadar yazdığın tüm kelimelerinde ne kadar yalın doğal ve egodan uzak bir ifade kullandığını ifade etmemin ardında asla seni benliğe sokmak gibi bir amacım olmadığını tahmin edersin diye düşünüyorum.Kocanın sevgisiz bakışında gizlenen kendi bakışının olduğunu, sen her Mira'ya sus deyişinin, sana çevrenden ve içinden sus sesleriyle yankılanması
tesbitin, benim yüreğimde pisss diye sönen bir balonun çırpınan akorsuz sesi gibi algılanmadı."Bize bir şeyhler oluyor" galiba.Allah da HZ İbrahim'e ve Zekeriya'ya Kuran'da "sus, kendi neslinden kimseyle 3 gün konuşma, konuşmama orucu tut "diyor.İç sesini duyman için sana verilmiş bir fırsat olmasın bu.Sese uy Uma'm bence, ama bu yazmana engel değil bizi sensiz bırakma, seni seviyoruz canım.

Uma dedi ki...

Ifade edememisim acikca :) Ben de susayim diyordum zaten, yazmak senin ve senin gibi ASK dolu gonullerin yorumlariyla done done buluyorum BEN'i ben :)
Sonen balonu da sonen egom gibi goruyorum, ve onun cikardigi akorsuz sesleri duyuyorum bu siralar. Yoksa o yazdiklarin zaten O'ndan gelenler.

ASKla :)

düş dedi ki...

Caanım Uma,
sen buraya yazıyı kendin için yazmıyormusun, hiç kimse okumasa da ilk okuyan hep sen degilmisin yazdıklarını, varsın okumasın varsın fark görsün, yazıyı yazanla sen arasında,bu, o farkı görenin kendi bakışıdır, ne olacak, ne farkedecek?ne farkeder?

geçenlerde dinledim bu hikayeyi bak çok sevdim; Hz.Eyyüp peygamber, çok yüce bir insanmış,yoksulluga düşmüş, ogulları vefat etmiş, ve en sonunda cüzzam hastalığına yakalanmış, ama bir güne bir gün isyan etmemiş, çok sabırlıymış.
Birgün üzerinden bir böcek yere düşmüş, ah canıım demiş, sen benden, yaralarımdan besleniyordun diyerek derisinin üstüne koyunca,böcekte ısırmış.Öyle çok canı yanmış ki; bagırmış acısından.Sonrada Allaha yakarmış,
başıma ne geldiyse hiç ah etmedim, ama Allahım, bu böcek canımı çok acıttı, ne yaptım ki; böyle acıdı canım?demiş,
Allah yanıtlamış, Eyyüp ben sana Allah OL demedimki?
insaniz Uma,hatalar yaparız, bazen uykuya düşeriz, bazen uyanık sanırız kendimizi ama en fenası uyuyoruzdur farketmeyiz, insanız, sonu 'meli 'malı ile biten cümlelerimle gelen deneyimlerimden bilirim hep tersini yapmışımdır:)Olan her ANa cevap aramak yerine yaşamak, sonuna kadar yaşamak da cevap olabilir bazen..
seni seviyorum...

sufi dedi ki...

Sevgili uma;
Nerelerdesin? göç yollarında isen yere düşen gölgelerini mi takip etmeli, yoksa başımı yükseklere çevirirsem görürmüyüm seni?Bu kadar Özletme kendini sevgilerimle.

Uma dedi ki...

Sus geldi :)
ne icim ne disim pek birsey demiyor bu siralar ASK...
Ben'i bulacagin yeri sen hep biliyorsun zaten, ama ben aradigini da sanmiyorum, beni yokluyorsun, yalniz olmadigimi hatirlatiyorsun, ne kadar sevildigimi bir de :) Arada bunlari yaptigini unutup akil verir gibi ozleme ASK, kalbindeyim zaten diyorum. Bunca sozcuk bir yana ASK hep seninleyim :)