30 Kasım 2010 Salı

Ev

"Yaz" demisti oysa bana.

Annem size sormami istedi, ona soyleyeceginiz bisey var mi dedigimde, Swamiji uzaklara dalmisti her zamanki gibi sonra geri gelmis, sakince asagi benim gozlerime donup, "annene soyle, yalniz oldugu zamanlar yalniz degil, O'nun huzurunda. Bunu bilsin ve mutlu olsun, ve digerlerini mutlu etsin" demisti.

Yazdigim emaillerimden birine cevap olarak da soyle soylemisti;"kocana ve cocuklarina hizmet et, onlari mutlu et. Bu hayatta Tanri'nin cemalini goreceksin"

Okumayi bildigim gibi duymasini bilmiyordum sanirim dune kadar. Bunu bildigi icin sanirim bana "yaz" demisti. Ancak kelimeler bu bedenden cikip kagida veya benzerlerine dokuldugunde anlayabiliyordum halimi.

Peki mesaji tam 3 yil once duyan bu beden ne yapti? Duydu mu? Duymus gibi mi yapti?
Duydu da kafada mi yazili kaldi, yoksa cevap kalbe indi mi?

Sorulari yazarken cikiyor zaten cevaplari, tekrar etmeye gerek yok.

Eger yurege inmis olsaydi kulaktan iceri gelen, kafa da takili kalmasaydi yasanmazdi dun yasananlar.

Ruyamda sigara iciyordum, sabaha karsi uyandigimda bir sıkıntı var sanırım, diye icimden konusmustum. Sonra yeniden uykuya dalmistim.

Sabah daha gozkapaklarim acilmadan gun, yasatacaklarini hazirlamisti. Hayat gelmisti yanibasima, bir eliyle karnimi sıkarken, bir yandan beni ordan oraya itelemis, kakalamis, "silkelen" diye bagirmisti.

N'oluyorrrr derken dilim, iceride bir sey hic kipirdamamisti. Sahnenin arkasinda kalan seyretmisti. Hayatin nasil acimasizca silkeledigini.

Neden silekelemisti hayat? Swamiji'nin videosunda soyledigi gibi ellerimizi acip nehrin orta yerinde akmamiz gerekirken okyanusa, bu beden kenardaki tasin ustunde neden yosun var diye sormustu?

Tutunmazken binlerce seye, geriye kalan birkac tasin, rengine, sekline, durusuna takilan bu beden alabilecegi en sert cevabi almisti hayattan.

El cekildi, birakildi beden nehre, durdugu, olmasi gereken yere. Beden silkelenmekten acimis, yorgun. Seyreden biri var, huzuru hep yerinde...

Lak lak pencerelerine dokulen kelimelerimi geri cagirdim.
Digerlerini mutlu etme gorevini anneme biraktim.
Eve geri dondum, cocuguma, kocama.
Sorumlulugum kimseye O'nu anlatmak degildi. Kendimi anlamaya calisirken burda konusabilirdik satir aralari.
Swamiji bana "konus" dememisti.
Dinlerken de, konusurken de hep O'nu arasam da, gorevim kocam da ve cocuklarim da O'nu bulmakti. Gerisi taslarin ustundeki yosunlara, sekillere takili kalmakti.

Simdi ev'deyim...

5 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

orda kalabilmen dileği ile izliyorum seni, her kelimeni tekrar tekrar okuyarak sanki şu sıralar merhemim senin elinde umarım gözlerimde kafamda takılı kalmazlar. hoşçakal can uma.

düş dedi ki...

yolculuk ne güzeldir, dışarıya çıkılır bi hava alınır sonra içeriye eve girilir..

novella / विश्व dedi ki...

iyi olmana sevindim...

Uma dedi ki...

Guguk'cum merhem bende degil, merhem sende. Bende gorursen eger, kos evine ara orda, orda biryerde kenarda kosede kalmistir, gozunden kacmistir. BEN de olan hersey, hepimizde...
Senin yolculugun guzel gorunuyor dus'um, cekmissin bir mavi deniz, koymussun bir beyaz tekne, misss deniz kokusu. Benim yolculugumda oyun yok, azicik oynamak istesem tokat sille eve giriyorum her yerim yara bere icinde.
Novella'cim yenilense de gun, :iyi ki" hep ayni yerdeyiz. Orda bulusuruz...

Pinhan dedi ki...

beter ol, derdi benim can dostum bu ifadelere.. ben hala uzuluyorum hayat niye silkeledi ki diye, hala anlayamadim degil mi? hala zihindeyim de ondan...