19 Ekim 2010 Salı

Yalniz hissedenler dernegi...

Cok sasirmiyorum, neysem etrafimin da o olmasina. Bu siralar ne okusam, ne seyretsem, kimle konussam, herkes kendini yalniz hissediyor. Anlasildigi uzere ben kendimi yalniz hissediyorum.
Anlasilmadigimi, sevilmedigimi, onemsenmedigimi, gorulmedigimi ve butun benzeri kadinsal endise kelimelerini siralayabilirim.
Egitimli birinin, kendini de begenen birinin, kafasina guvenen birinin, her gun hic degismeden ayni seyleri yapmasi, bunlari bir de dogup buyudugu toplumda yuceltmek icin degil, asagilamak icin kullanilan "ev kadinligi" ana basligi altinda yapmasi, o kadini zaman zaman ne hale getirir bilenleriniz eminim vardir.
Neler neler bilir kadin ama sabah kahvaltiliklari sofraya koyar, kaldirir, cocugu giydirir, okula goturur, getirir, yedirir, icirir, gezdirir, bir de cocugu iyi buyusun diye kasilmistir dogumundan bu yana da. Kasilmak degil aslinda ama cok onemsemistir. Sikayetci hic degildir. Aslinda bulundugu yeri cok sevmektedir ancak gel gorku adinin arkasinda sakli olan egosu hic de boyle hissetmez. Sukur ki bu iskenceyi hergun cektirmez egocagizi. Donem donemdir.
Bu siralar donem basladi, sandim ki adet oncesi sendromu gecer. Ya da dolunaydir gecer. 3 hafta oldu herhalde. Gecmedi.
Ben de daha derin bakmaya basladim. Ben herkese hizmet ediyorum, herkesi mutlu etmek icin ugrasiyorum, neden beni de mutlu etmeye kimse calismiyor diye soylendigini duydum ?
Sonra ben insan degil miyim, neden ben de bir sabah 9 a 10 a kadar uyuyamiyorum'a dondu. Insanliktan dem vurdu. Sonra ben de kadinim, diger kadinlardan farkim yok spirituel yasiyorum diye'ye dondu. Sonra ben bu kadinliktan memnun degilim'e dondu. Dondu de dondu...
Sonra film basladi. Ismi Bridges of Madison County.
Meryl Streep beni oynuyor filmde. 18 yillik bir evlilik. Kocasi cok durust, caliskan, temiz, kendisini de cok seviyor. Iki cocugu var. 16 ve 17 yaslarinda. Artik cocuklar pek birsey konusmuyorlar anneyle, buyumusler ya. Koca deseniz zaten yorgun argin gelmis, calismis calismis. Hep calismak var hayatinda. Meryl' de yemek pisiriyor, camasir yikiyor, evi temizliyor, ve ici kanayarak onlari seyrediyor. Nasil da gorulmedigini goruyor izleyici 5 dk icinde. Oysa ben 8 yildir ya da 38 yildir konusuyorum. Hala anlayan olmadi diyorum kendi kendime. Ama film iste.
Sonra bir fotografci cikageliyor Clint Eastwood. Kocasi ve cocuklarinin gittigi bir donemde 4 gun icinde karsilasip asik oluyorlar. Clint benim filmimde oynamiyor. Benim filmimde boyle durumlarda devreye Allaha bin sukur Swamiji giriyor.
Filmde Clint Eastwood kadina ihtiyaci olan herseyi veriyor, kadin oldugunu hissedecegi. Seviyor, sevisiyor, dinliyor, anliyor, guluyor. Besliyor da besliyor.
Swamiji "gurunun gorevi egoyu oldurmektir" diyor. Surunen egom, duyuyor sonunda. Bu sabaha kadar ben de kadinim, benim de haklarim var, eglenmek istiyorum diyen ses, kisiliyor. Cok konustu zira. Ve yerine geri geliyor Sesim. Sen ne kadinsin, ne erkek. Hatirliyorum. Zayifladigimi goruyorum. Olabilir, gormek onemli.
Sonra Mira bagiriniyor ortalikta, ben sustum ya, sira onda. Yapamadigi icin birseyi sinirleniyor. Sonra yine yapamiyor yine sinirleniyor. Sonra basariyor. Bak yaptim diyor. "Gordun mu bagirinca degil, tekrar tekrar deneyince basarabiliyorsun" diyorum. Duyuyorum. Ona ve esime bagirdigim butun gunler dusuyor, yerle bir oluyor. Goruyorum, deniyorum, degisiyorum, baska turlu deniyorum, degisiyorum, baska turlu ve sonunda basariyorum. Gordum ya, anladim.
Allah simdi anladigimi uygulamam icin yardim etsin diyorum.
Ruyamda kaynaktan sevgi geliyor, kuzene soruyorum. Onemli olan o sevgiyi vucudunun almasi ve beslemesi diyor. Aliyorum, besleniyorum.
Clint'de bir Mira'da, ruya da ...
Kendimi sevmesini ogreniyorum, kendime onem vermesini, ihtiyaclarimi farketmeyi, kendimi dinlemeyi, eglendigim seyleri yapmayi.
Satir sonuna geldim diye hissediyorum, bakalim gun neler gosterecek...

17 yorum:

Evren dedi ki...

tekrar geleceğim... sadece buradayım demek istedim.

düş dedi ki...

ah şu önemsizmiş gibi hissetmek, kendini değersizmiş gibi hissetmek ne güzel egosal duygular onlar, daha dün ben değeri tiryakiliğini açıklarken; "Kisi olaraki bir degere sahip olma inancidir"diye yazmıştım..adı üstünde inanç/yorum/algılayış, en yakın çevremizden öğrendiğimiz inanç, beslenmekle doymayan inanç, aslında yok olan..
geçen gün okulda bana hala kızgın bi hocaya selam verdim, almadı selamımı, selam lök gibi kaldı mı havada,sesim kendi kulağımdan bana yankılandı, görülmüyor olmak, algı alanı dışına itilmiş olmak?!bi baktım ilk tepkim gülmek, ama içten samimi gülmek,işe yaradı, dağıldı gitti..sana seni güldüren şeylere odaklan der içim, öyle ya temizlenirken illa canımızın yanması mı gerekiyor?

Uma dedi ki...

Hep buradasin zaten demene gerek de yok, ama arada evet duymak istiyormusum demek yazdigim yaziya bakarsak :)))
Ama senden duymak istemiyorum aslinda, senin gercekten burda oldugunu biliyorum, ne tuhaf. Demek mizildadigim sey yaralarima karsilik gelenler sadece.

Evet dusum, ben de beni eglendiren seylerin arastirmasini yapiyorum. Run away bride'da nasil kiz ne sevdigini bilmiyordu, aynen oyle. Esime dedim ki mutluyum ama nasil gosterecegimi bilmiyorum. Cunku ben eskiden cok cok gulerdim, hep gulerdim ama hic mutlu degildim. Simdi gulmuyorum mutsuzum saniyorlar :) Ne celiski degil mi? Ama ben tersini yaptigim icin hep :)

AyŞeGüL KuŞ dedi ki...

Tanrım yüreğimiz her zaman sevgiye dayalı güzelliğinin bir ifadesi olsun.Olduğun gibi olmamıza, sevdiğin gibi sevmemize, paylaştığın gibi paylaşmamıza, bütün yaratılarının güzellik ve sevgi başyapıtı yaratmamıza yardım et. Bu anda çoğalarak artır sevgimizin gücünü .Arttır ki bir başyapıt yaratabilelim; kendi yaşamımızı...Bugün , yaratan , bize yaşam veren, sana şükran ve sevgimizi sunuyoruz.. Sevgilerimle Uma:)

Uma dedi ki...

Amin Aysegul Kus :)

Selen dedi ki...

aaa.. Oysa ne cok aklima geliyorsun bilsen, ne cok yanibasimdasin. Aksam sefasi cicegi gorunce ve hardal kokusunda seni hatirliyorum desem ne ifade eder bilmem ama belki sen bir anlam cikarirsin. ben cikaramadim, dedim ya goremiyorum, okuyamiyorum henuz...
:)

sufi dedi ki...

Hümam;
Kuran; "kendinize zulmetmeyin" demiyor mu? Tasavvuf öğretisinde de sınırsız hizmet var."Halka hizmet hakka hizmet" meselesi, bizde zaman zaman gelip bu iki arada sıkışıp kalıyoruz.Benim de eşiğini atlayamadığım konuydu bu. Yazdıkların tam konumun üzerine parmak bastı.Ben de bana hizmet eden birileri olsun istiyorum zaman zaman.Aslında laf aramızda izin vermiyorum kimseye, suç bende.Sevgilerimle.

1dekorasyon dedi ki...

paylaşım için teşekkürler.

Uma dedi ki...

Suficim biliyor musun ben de hic izin vermiyorum. Esim geliyor yardim edicek birsey var mi diyor, yok diyorum. Hele mutluysam en mutlu olduklari seyleri yapayim diye deli oluyorum ve cok da mutlu oluyorum. Ama sonra birden bir gun neden bana yardim etmiyorsun diye gurluyorum.
Once kendimi birakmam lazim sevilmek, hizmet edilmek icin herhalde ama yapamiyorum. Yapamam da :) En guzeli bu konuya dogru bir bakis acisi gelistirmem. Askla :)

Uma dedi ki...

Hardal ve aksam sefasi bagirsaklarin calismadigi durumlarda kullanilirmis, benim ihtiyacim olan sey bu su siralar :)
Lokman hekimlik var herhalde dna'da :) Biri el vermis olmali bir zamanlar sana.
Bir de aksam sefasinin vatani Amerika, Meksika ve Peru'ymus. Belki oralarda beraber bir gecmisimiz de olabilir :)

Uma dedi ki...

1dekorasyon, hosgeldin :)

Pinhan dedi ki...

o yuzden ben, esim yapilacak bisey var mi deyince, gel var diyorum ve bir is veriveriyorum eline:) demek ki dogru yoldayim:P
---
yildiz gozlum hala alamadim matini ve gozumde buyudukce buyuyor senin olan mat ve onunla yapacaklarim, bir cok seyin baslangici ve ilaci olacak hissediyorum, seni ozledigim gibi onu da ozluyorum ve sanirim korkuyorum alir da bir koseye kaldirirsam diye.. (bikere alacaktim, arkadasina ulasamadim:)zamani var belki de, karsilama hazirliklari yapiliyor icimde, ne biliyim var bisey kestiremiyorum

Uma dedi ki...

Pinhan'cigim gerek yok bunca bahaneye, soze :)
Git al, kiza yardimci ol, evinde yer kalmadi :)
Bak simdi nasil gidip alacaksin, cunku kendine degil baskasina yardim etmek herzaman daha kolay gorunur...

Pinhan dedi ki...

bahene diyorsun yani, hımm değildir inşallah. tamam bu pazartesi alacağım gibi yaptım programımı, nolur bana bırakıp da gitseydin, hehehe:)))))

Uma dedi ki...

allaaahh alllaaaahh Pinhan'cim:)))

Evren dedi ki...

ancak gelebildim. ancak okuyabildim. ancak gülümseyebildim. :)
bir dönemdi, kendimi unutup çeverem için yaşadığım. iç sesimle kavgalıydık. sonra iç sesimi susturmayıi bastırmayı öğrendim sanıp mutlu olduğumu sandığım bir dönemde büyük bir patlama oldu. iç sesim, güm. parçalara ayrıldı. topladım onları ve kurabildiğim tek bir cümle vardı: önce kendini sev, önce kendini mutlu kıl ki, sevebilsein, mutlu edebilesin. bu ne zamandı hatırlamıyorum. kendimle barış imzaladım. farklı bir açıdan okuduğunda bencillik gibi görünebilecek bu durumun, sencillikten daha olumlu sonuçlar doğurabildiğini de gördüm.

O, sürekli, ayna tutuyor bizlere, görebilene, görüp de anlayana, anlayıp da içselleştirene, içselleştirip de yansıtabilene ne mutlu.
öperim, yanacıklarından...

Uma dedi ki...

Insan kendiyle ilgili hicbir karar icin gec kalmis sayilmaz di mi Evren'cim :) Ben de optum kocaman kalbinden...